Bir gün bir psikiyatriste 30 yaşlarında bir adam geldi. Adam o yaştaki insanlarda nadir görülebilecek bir rahatsızlığını anlattı.

“Baş parmağımı emmeden duramıyorum” diye şikâyet ediyordu.

Psikiyatrist, hastasını dinledikten sonra “Fazla kaygılanmanıza gerek yok” dedi. Ve adama hergün sıraysıyla farklı bir parmağını emmesini önerdi.

Bu tavsiyeye fazlasıyla şaşırsa da hasta denileni yaptı.

Fakat elini ağzına her götürdüğünde bilinçli bir karar vermesi gerekti: O gün sıra hangi parmaktaydı?

Kısa süre sonra tekrar psikiyatristin kapısını çaldı adam.

Alışkanlığını terk etmeyi başarmıştı.

Hastasının anlattıklarını gülümseyerek dinleyen psikiyatrist, daha sonra şöyle dedi:

“Bir kötü yanımız alışkanlık haline geldiğinde onunla başa çıkmak zorlaşır.

Ama bu alışkanlık yeni tutumlar edinmemizi, yeni kararlarda ve tercihlerde bulunmamızı gerektirdiğinde, onun bu çabaya değmediğini anlayıveririz. Ve ondan kurtuluruz.”

“Hayatta işlediğimiz hataların çoğu düşünmek gerektiği yerde hislerimizle, hissetmek gerektiği yerde düşüncelerimizle karar vermemizden kaynaklanır.”

John Golbins