Meşhur Cimri Paşa, atlarının arpa yemesi gerektiğini söyleyen seyislerine kızar ve her seferinde “Lâ havle” çekermiş.

Bir gün atları dermansızlıktan yığılıp kalınca, hiddetle sormuş.

– Atlarıma ne oldu?

Seyis, cevabı yapıştırmış:

– Ne olacak efendim, “Lâ havle” yiye yiye “Ve lâ kuvvete” oldular.

MEZARTAŞI YAZISI

Behlül Dânâ Hazretleri’ne biri sorar:

– Oğlum öldü. Mezar taşına ne yazdırayım?

Behlül Dânâ şu cevabı verir:

– Şunu yazdır: “Dün altında olan çimenler bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak günahtan gayri her şeyi örter.”

KAZA ETMEK

Yolculardan biri, otobüs şoförünün yanına gider ve namaz vakti geçmeden bir mola vermesini rica eder. Şoför sinirlenerek:

– Kaza edin efendim, der. Ne olur yani?

Adam, sakin sakin cevap verir:

– Ben kaza etmeden, ya sen kaza edersen?

SENDE GEL

Birisi Hazreti Mevlana’ya: “Sen ne biçim Müslümansın, dinin de bir izzeti var.

Müslüman’a gel, Yahudi’ye gel, Mecusi’ye gel, Tövbeni bozsan yine gel.. Olur mu öyle şey.” mealinde uzunca bir mektup yazmış.

Mektubu sabırla okuyan Hazreti Mevlana şu cevabı göndermiş;

Sen de gel.

SEN NAMAZI DA KAZA ET

İnsanların dindar bildiği fakat riyakâr olan biri, padişahın misafiri olmuştu. Sofraya oturduklarında, her zaman yediğinden daha az yedi. Namaza kalktıklarında her zamankinden daha yavaş kıldı. Padişahın, kendisini takdir etmesini istiyordu.

Evine dönünce sofra kurdurdu, yemek istedi. Anlayışlı bir oğlu vardı. Babasına,

-Sultanın ziyafetinde bir şey yemedin mi baba? diye sordu.

-Onların önünde ayıplamasınlar diye işe yarayacak kadar bir şey yemedim, dedi.

Çocuk cevap verdi,

-Öyleyse baba sen namazı da kaza et! Çünkü onu da işe yarayacak gibi kılmamışsındır!.

NAMAZA GELENİN FARKI

Abbasi halifelerinden Harun Reşid, bir Ramazan günü Behlül Dâna Hazretleri’ne, akşam namazında camiye gitmesini ve namaza gelen herkesi iftara davet etmesini söyledi.

Akşam oldu, namaz kılındı, namazdan sonra Hazreti Behlül 5-10 kişilik bir grupla çıka geldi. Harun Reşid şaşırdı:

 

– Akşam camiye bu kadar insan mı geldi?

Hazreti Behlül cevap verdi:

– Siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır dediniz. Namazdan sonra cami kapısında durdum, çıkan herkese hocanın namaz kıldırırken hangi sureyi okuduğunu ve daha başka şeyler sordum. Onları da yalnız bu getirdiğim kişiler bildi. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen bu kadarmış….