Sabah namazı vakti. Cemal Hoca minarede ezanını okuyup camiden içeri adımını atarken her zaman ki gibi cemaatin bir kaç kişi olduğunu biliyor. Üç beş ihtiyardan başka kimse gelmez sabah namazına. Fakat o da ne öyle? . Camide hemde en ön safta bir garip kimse oturmaktadır. Tanımadığı bir kimsedir bu. Ama biraz garibine gider. Sonra tüyleri diken dikenolur birden. Heyecanlanır yarı korku yarı endişeyle .
-Bu da ne böyle? Bu bir kadın?
Ağzı bir karış açık,adım atamaz halde bakar o köşeye . Evet yanılmamıştır. Uzun saçlarıyla bir kadın. Başı öne eğik halde cemaatin geleceği yerde oturmaktadır. Rahat mı rahat. Serbest mi serbest. Bir iki adım atacak olur. Sonra binbir türlü yorum:
Sabahın köründe bu kadının bu camide işi ne?Meczup mu yoksa?Biri evinden mi kovdu?Sahipsiz mi?

Bir iki adım atar. Cübbesini giyip mihraba geçecektir. Ama beyninde düşünceler cirit atmakta. Az sonra cemaat gelecek. Sonra ne olacak?Acaba gidip sorsam mı kendisine?Ama ne diyeceğim ne soracağım.

-ALLAH’ım sen bana sabır ver. Sen bana yardım et.
Cübbesini giyip sanki o orada yokmuş gibi mihraba geçer ve başlar KURAN-I KERİM’İ okumaya.

Ooohh. Nihayet caminin kapısı hafif bir gıcırtıyla açılmıştır. İçeri ilk giren cemaat imam efendinin yüreğine su serper ve hiç oralı olmadan gelir imam efendinin dibine oturup başlar dinlemeye.

Bir iki derken zaten sayılı cemaat gelir. Sıra kalkıp namaz kılmaya gelince herkes kalkar ayağa. Bizim imam efendi dönüp bakamaz ama o uzun saçlının da cemaatle kalkıp namaza duracağını hisseder. Hayırlısı bakalım der.

Sünnet kılınır . sıra gelir farza . Tabi sabah namazında imam efendi açıktan okuyacak kıraatı. Heyecan zirvede. Öyle bir heyecan ki şimdiye kadar böyle bir heyecan yaşamamış imam efendi.

-Bu garip adam kimdir. Bu bir kadınsa cemaatin arasında nasıl duracak. Cemaat ne diyecek. Cemaatten ses gelmediğine göre cemaatin arasında değil mi yoksa yoksa?Namazdan sonra hava aydınlandıgında göremeyip hayal mi görmüş olacağım.
Bu ve bunun gibi şüphelerle namaz kılınıyor tespih çekiliyor. Dua ediliyor ve cemaat kalkmaya başlıyor ama o hala oturuyor. Nitekim imam efendiden önce en son kalkan da o oluyor. Göz göze geliyorlar.

-Aman ALLAHIM. Bıyıklarıda var bu uzun saçlının bu bir kadın olamaz. Ama kim olaki. İmam efendi şaşkınlığını gizlemeye çalışırken o kişi elini uzatarak ALLAH kabul etsin hocam der.

-Sagol. Amin. Afedersin muhterem çıkaracak gibi oldum ama .
-Ben BARIŞ,BARIŞ MANÇO . Buraya turne düzenlemiştik te . Otobüsten erken indik. Sabah namazını kılmak burada kısmetmiş .

-Evet evet bu bizim Barış. 7’den 77’ye den tanıdığımız (şimdilerde ise milyonların gönlünde taht kuran) BARIŞ MANÇO’nun ta kendisiydi
ALLAH RAHMET EYLESİN.

Ünal Bolat Türkiye Gazetesi 2000