Bir gün yılan biri nehirden karşıya geçecekmiş. Boğulmaktan da korkuyormuş. Oradan geçen bir tilki görüp, başlamış yalvarmaya:

 

– “Tilki kardeş, beline sarılsam, beni karşıya geçirir misin?”

 

Tilki: – “Neden olmasın!” demiş.

 

Yılan tilkinin beline sarılmış ve birlikte yüzerek nehrin tam ortasına kadar gelmişler. Yılan karakterinin icabını yerine getirecek ya, tilkinin belinden çözülüp, boğazını sıkmaya başlamış.

Tilki ile yılan arasında şu konuşma geçmiş:

Tilki : – “Ne yapıyorsun, yılna kardeş?” demiş.

Yılan: – “Şaka yapıyorum.” demiş.

Tilki: – “Aman yılan kardeş, şimdi şakayı bırak, yoksa ikimiz de boğulacağız.” demiş.

 

Neyse, güç-bela karşıya geçmişler, tilki yılana demiş ki:

 

– “Senin çok güzel gözlerin varmış, yılna kardeş. Son bir kez gösterir misin?”

Yılan: – “Tabi” deyince; tilki bir pençe vurarak yılanın başını ezmiş.

 

Kuyruğundan tutup, fıraklatırken;

 

– “Ben öyle eğri-büğrü dostluk istemem. İşte böyle elif gibi dosdoğru olacaksın” demiş.