Dünya fare kapanı yarışması. Türkiye adına da Karadeniz Teknik Üniversitesi katılacak. Son gün doçentler profesöre gidiyorlar “Abi katılıyor muyuz?” “yav nedir?” “işte fare kapanı. . ” “hazırlık?” “yok” “yolluk var mı?” “var” “harcırah var mı?” “var” “yav gider orada ayarlarız” diyorlar. Ekip gidiyor oraya. Ertesi gün sunumlar yapılacak.

Bizimkiler de en ufak hazırlık yok. ”Hoca napıcaz?” “Ya ben ayarlarım siz merak etmeyin. ” Amerikalılar çıkıyor müthiş bir fare kapanı. Japonlar… Sonra sıra bize geliyor. Profesör çıkıyor abi bir tane sunta. Bir tane jilet ucunda. Sağında beyaz solunda da kaşar peynir. Onlar zaten belli sabah açık büfeden alınmış. Millet hayretle bakıyor ya bu nasıl çalışacak? Profesör diyor ki; “Faremiz gelecek. Boynunu jilete dayayacak. Sonra. . ” diyor “Beyaz peynir mi yeseeem kaşar peynir mi yesem diye bir sağa bir sola bakacak. ” Ya kardeşim öyle ölmez hayvan işte. Lütfen falan. . Oturum başkanı çıkıyor ve diyor ki Türkiye’ye bakarak; “Lütfen önümüzde ki sene projelerimizi geliştirerek gelelim.” Ertesi sene doçentler gidiyorlar “abi katılıyor muyuz?” “Yolluk var mı?” “var” “harcırah var mı?” “var” Ekip yine gidiyor abi. Ertesi sabah olay kopmuş. Japonlar kokuyla yok ediyorlar. Amerikalılar uydudan tespit ediyor ama bütün herkes Türkiye’yi bekliyor.

 

Sıra Türkiye’ye geliyor. Çıt yok salonda. Profesör çıkıyor. Bi çıkarıyor aynı sunta. Jilet Trabzon’un neminden paslanmış. Peynirler yok bu sefer. Ya diyorlar nasıl çalışacak bu? “Faremizi hatırlıyor musunuz?” Bütün salon “hatırlıyoruz” diyor. ”Siz diyor ölmez demiştiniz!” “Tartıştık ölmez. ” “O fare gelecek. Boynunu jilete dayayacak. Sonra diyor bir sağa bir sola bakarak geçen sene burada peynirler olacaktı yaauuv…. ” Dünya fare kapanı yarışması. Türkiye adına da Karadeniz Teknik Üniversitesi katılacak.

Son gün doçentler profesöre gidiyorlar “Abi katılıyor muyuz?” “yav nedir?” “işte fare kapanı. . ” “hazırlık?” “yok” “yolluk var mı?” “var” “harcırah var mı?” “var” “yav gider orada ayarlarız” diyorlar. Ekip gidiyor oraya. Ertesi gün sunumlar yapılacak. Bizimkiler de en ufak hazırlık yok. ”Hoca napıcaz?” “Ya ben ayarlarım siz merak etmeyin. ” Amerikalılar çıkıyor müthiş bir fare kapanı. Japonlar… Sonra sıra bize geliyor.

Profesör çıkıyor abi bir tane sunta. Bir tane jilet ucunda. Sağında beyaz solunda da kaşar peynir. Onlar zaten belli sabah açık büfeden alınmış. Millet hayretle bakıyor ya bu nasıl çalışacak? Profesör diyor ki; “Faremiz gelecek. Boynunu jilete dayayacak. Sonra. . ” diyor “Beyaz peynir mi yeseeem kaşar peynir mi yesem diye bir sağa bir sola bakacak. ” Ya kardeşim öyle ölmez hayvan işte. Lütfen falan.

Oturum başkanı çıkıyor ve diyor ki Türkiye’ye bakarak; “Lütfen önümüzde ki sene projelerimizi geliştirerek gelelim. ” Ertesi sene doçentler gidiyorlar “abi katılıyor muyuz?” “Yolluk var mı?” “var” “harcırah var mı?” “var” Ekip yine gidiyor abi. Ertesi sabah olay kopmuş. Japonlar kokuyla yok ediyorlar.

Amerikalılar uydudan tespit ediyor ama bütün herkes Türkiye’yi bekliyor. Sıra Türkiye’ye geliyor. Çıt yok salonda. Profesör çıkıyor. Bi çıkarıyor aynı sunta. Jilet Trabzon’un neminden paslanmış. Peynirler yok bu sefer. Ya diyorlar nasıl çalışacak bu? “Faremizi hatırlıyor musunuz?” Bütün salon “hatırlıyoruz” diyor. ”Siz diyor ölmez demiştiniz!” “Tartıştık ölmez. ” “O fare gelecek. Boynunu jilete dayayacak. Sonra diyor bir sağa bir sola bakarak geçen sene burada peynirler olacaktı yaauuv…. ”