Hoca namaz sonrası içkinin kötülüklerini anlatır vaazında. Ayrıca cemaatten birilerinin de meyhaneye gittiğini bildiğinden onlara da bir çift laf söylemek ister;

– Ula en böyük, en güzel ev kimindir?

Cemaat hep bir ağızdan yanıtlar;

– Meyhanecinin…

– Pekiii, der hoca, en pahalı araba kimidir?

Cemaat yine koro haline;

– Meyhanecinin…

– Peki bu yörenin en çok para kazananı kimdir?

Cemaat aynı şekilde yanıtlar;

– Meyhaneciii…

Hoca lafı gediğine oturtmayı hedefleyerek;

– Ula peki o paraları kim veriyor, elbette siz! diye çıkışır. Yapmayın böyle, hem günaha giriyorsunuz, hem de elin dinsiz imansızını zengin ediyorsunuz…

Cemaatten çıt çıkmaz.

Aradan bir yıl geçer. Vakit namazını kıldırmak için camiye doğru gelen hocaya biri yaklaşır ve;

– Hocam verin o mübarek ellerinizi öpeyim, der.

– Hayırdır evladım, der hoca.

– Hocam, geçen yıl bir vaazını dinledim, hayatım kurtuldu, der adam.

– Hangi vaazımı dinledin evladım, diye sorar hoca.

– Hocam, hani meyhaneye gitmeyin, meyhaneciyi zengin ediyorsunuz diye bizi azarladığınız vaaz var ya, işte onu dinledim, der adam.

– Aferin evladım, bıraktın mı içkiyi, meyhaneye gitmeyi?

– Yok hocam, ben de bir meyhane açtım…