Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu:

– Bu eşekle nereye gidiyorsun?

– Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun?

Komşu aldırışsız:

– Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun?

Tuhafiyeci dükkanından geçimini sağlayabiliyor, bir köşede üç beş kuruş da biriktirebiliyordu. Günün birinde sağındaki dükkan boşaldı, derken orası da tuhafiyeci oldu. Sonra solunda bir tuhafiyeci daha… Rekabet başladı, işleri kötüye gitti. Ama sonunda bir çözüm yolu buldu:

Sağındaki komşusu, dükkanının üzerine, gerçek ucuzluk burada yazdırmıştı. Solundaki, en büyük tuhafiye mağazası, yazılı bir bez asmıştı. Bizimki, ikisinin ortasına şu yazıyı koydurdu:

Mağazaya buradan girilir…

Bir fabrikada muhasebeciye ihtiyaç vardır bunun için elemelere ihtiyaç duyulur fabrika sahibi 1 matematikçi 1 de muhasebeci çağırır ve en kolay soruyu sorar 2 x 2 kaç eder?

matematikçi 4 der

muhasebeci ise siz kaç istiyorsanız ben onu çıkartırım der.

Mahallenin çocukları Nasreddin Hoca’ya muzip bir şaka yapmak istemişler. Plânlarını kurmuşlar.

“Hoca’yı ağaca çıkaralım. Pabuçlarını alıp uzaklaşarak biraz şaka yapalım” diye düşünmüşler. Hoca’nın yoldan geçeceği saatlerde, uçurtmalarını büyükçe bir ağaca taktırmışlar. Hoca’yı beklemeye başlamışlar. Hoca oradan geçerken de hemen etrafını sarmışlar:

– “Hocam uçurtmamız ağaca takıldı. Biz çıkıp kurtaramadık. Bize yardımcı olur musunuz?” demişler.

– “Hay hay” demiş Hoca. Ayakkabılarını çıkarıp sırt çantasına yerleştirmeye başlamış.

Çocuklar:

– “Hoca efendi onları niye yanına alıyorsun? Ağaçta pabuçları ne yapacaksın?” demişler.

– “Belli olmaz ki evlâtlarım” demiş Hoca; “Bu iyiliğime karşı Rabbim, belki bana ağaçtan öteye bir yol ikram eder.”

Sonradan görme zenginin biri gösterişli bir at satın almış. Yolda eşeği ile giden Nasreddin Hoca’yı hızla geçmiş, uzaklaşmış. Sonra geriye dönüp atını koşturarak Hoca’nın yanına gelmiş ve küçümser bir tavırla:

– “Eşek nasıl gidiyor, Hoca” demiş.

– “Zamane eşeği” demiş Hoca , “Atla gidiyor!”

Belediye otobüsü ağzına kadar dolu, yaşlı bir adamcağız ayakta. Elindeki bastonu otobüsün her kalkışında ve duruşunda kayıyor ve adamcağız düşmemek için olanca gücünü harcıyor.

Bu sırada oturmakta olan gençlerden biri küstahça akıl veriyor:

-Baba, baba, bastonunun ucuna lastik taksan kaymaz!

-Ah oğlum, demiş yaşlı adam, senin baban o lastiği zamanında taksaydı ben şimdi bu otobüste oturacak yer bulurdum!