Kralın hazinesi suyunu çekmiş… Ne yapsa ne etse de bu parasızlıktan kurtulsa? Danışmanlarının aklına bir cin fikir gelmiş…

Kapalı bir alana bir ‘keçi’ koymuşlar. Halka da bu ortaya konan şeyin ne olduğunu sormuşlar. İçeri ilk giren soruya karşılık, ‘Bunda bilmeyecek ne var? Tabii ki keçi!’ demiş! Heyet, ‘Bilemedin! Bu bir koyun. Ver 50 akçe!’ Soruyu bildiği halde ceza ödeyen kişi, dışarıda kendisinden sonra sınava girecek kişiye, ‘İçerde keçi var ama sen sakın keçi deme koyun de!’ diye sıkı sıkı tembihler.

O kişi içeri girdiğinde soruya karşılık, ‘Bu bir koyun!’ cevabını yapıştırır.

Heyet gürler: ‘Be ahmak adam, bunun keçi olduğunu tüm dünya bilir, sen nasıl cevap verirsin böyle! Ver bakalım 50 akçe!’

Bütün bu tartışmaları dikkatle izleyen Yahudi, sınava girer girmez şu cümleyi heyete peşinen haykırır:

Sayın kralım! Bu ortada duran ne koyundur, ne de keçi. Alın şu akçeleri!..”

Yani, köprüden geçenden de geçmeyenden de vergi alan Deli Dumrul misali…