Fadime, pazarda elbise satan Temel’den oğluna tişört almış. Çocuk tişörtü çok beğendiği için hemen giymiş. Biraz sonra bir yağmur bulutu ile gelen yaz yağmuru ve arkasından güneş.

Bir ıslanıp bir kuruyunca tişört çekmiş. Fadime hemen soluğu Temel’in yanında almış ve;

– Hani Ula pu tişört çok kaliteliydu! diye bağırmış çocuğun açıkta kalan göbeğini göstererek.

Temel hemen elindeki mezurayla çocuğun yanına gelip, pantolonu ile tişörtü arasındaki açıklığı ölçmüş ve;

– Müjde hanumefendiciğum! Demiş. Oğlunuz tam 11.1 cm büyümüş!

BEN SADECE HESABI SORACAKTIM

Temel’in işleri tıkırında, Fadime’yi çok lüks bir restorana götürmüş. Bir ara lavaboya gidip gelen Temel, Fadime’nin yüzünü asık görünce sebebini sormuş.

– Çorbamda sinek var! demiş Fadime.

– Pu ne rezalettur! diye bağırmış yeni zengin Temel, Merak etme Fadime pen şimdu punin hesabinu sorarum!

– Hey! Garson efendu! diye bağırmış bu kez Temel, Çabuk puraya gel!

Durumu anlayan garson, restoranın zebellah gibi iki koruması ile gitmiş Temel’in yanına ve;

– Evet! demiş sert bir sesle, Mesele nedir?

– Ne meselesi abiciğum? demiş Temel korumalara bakarak, Ben sadece pizum hesabu soracaktum…

(Ulvi Puğ fıkrasıdır.)

TEMEL DEĞİŞTİ DEDİRTMEM

Temel lotodan çok büyük bir ikramiye kazanınca pazarcılığı bırakmış. Ancak eskiden olduğu gibi hiç kimseye borcunu ödemiyormuş.

Bir gün Dursun;

– Ula sen ne biçum pir adamsun? demiş Temel’e, Dünya kadar paran oldi niye porçlarinu ödemeysun?

– Yoo! Uşağum! demiş büyük bir ciddiyetle Temel, Pen kimseye Temel zengun oldi da değiştu dedurtmem!