Daha önce sizlerle paylaştığım bir öğretmenimizin öğretmenlik mesleğine ilk başladığı yıllarda yaşamış olduğu hikayesi altına yorum olarak kendi anısını yazan Yusuf Özkan isimli okurumuzun hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Üzerine kitap yazılır ama kısaca anlatayım, yer Yalova Çınarcık. İlkokul ikinci sınıfa gidiyorum, 23 nisan folklor ekibine seçildim, birkaç ay ders aldık gösteriye birkaç gün kala öğretmenimiz “Elbiseli prova yapacağız” dedi elbiseyi ailelerin alma zorunluluğu vardı. Biz eve ekmeği zor alıyoruz, durumu anlatıp istemeye istemeye, fakirliğe binbir isyanla, gösteriden çıkmak istediğimi öğretmenime söyledim. Durdu düşündü taşındı çantasından para verdi kağıda 2 veya 3 metre sutaşı (terzilikte, kimi giysilerin yaka, kol, cep gibi yerlerini süslemekte kullanılan işlemeli şerit.) yazdı.

Tuhafiyeye gidip almamı söyledi. Getirdim malzemeyi, evi okulun hemen arkasındaydı, eve götürdü beni metreyle boyumu vs. ölçtü, notlarını aldı. Ertesi gün okul bitiminde kimseye göstermeden elime gazeteye sarılmış poşeti tutuşturdu, evde giy yarın bakarız eksik varmı dedi. Eve geldim hemen açtım, içinde cepken, şalvar, fes, birde beyaz gömlek vardı, elbisesini bozmuş bana bir gecede cepken ve şalvar dikmiş, bir de yeni fesle, gömlek almış. 23 nisanda gösteriye çıktım fotoğrafım dahi var.

Eli öpülesi,önünde diz çokülesi, BEYHAN TÜRKCÜ öğretmenim nerdesin nasılsın bilmiyorum ama insansam, vicdanlıysam, yaşıyorsam Annem ve Babam kadar hakkın var bende, kölen olsam ödeyemem. Öğretmenler günü bütün öğretmenlerin en çok da senin kutlu olsun hakkını helal et.

(ben bunu öğretmenler gününde paylaştım milyon kere paylaşabilirim)
Yusuf ÖZKAN