Sabit ev telefonunun faturası bir hayli yüksek gelince, ev halkı toplanmış;

Baba;

─ Yahu bu korkunç bir fatura. Ben bu telefonu asla kullanmıyorum, hep çalıştığım şirketteki telefonu kullanıyorum. Nasıl oluyor?

Anne;

─ Aynen ben de… Akşama kadar çalıştığım bankada elimin altında telefon. Ne yapayım bunu.

Oğlan;

─ Vallahi ben de Şirketimin bana verdiği cep telefonu ile bütün görüşmelerimi yapıyorum.

Kız;

─ E benim de şirket hattım var. Ev telefonunu hiç kullanmam ki.

Herkes aniden evdeki hizmetçiye döner ve cevap arar gözlerle bakarlar.

Hizmetçi gayet sakin bir şekilde;

─ Eee… Problem ne o zaman? Sanırım hepimiz iş telefonlarını kullanıyoruz…

Tutankamon Kaç Yaşında?

Bir İngiliz turist Mısır’daki Tutankamon mumyasını ziyaret ederken, orada bulunan müze tercümanı gence sorar:

─ Bu mumyanın yaşı kaçtır?

Memur cevap verir:

─ Dört bin bir sene, altı ay, on gün…

Turist çok şaşırır.

Hemen sorar:

─ Bu kadar ince bir hesabı, buralarda, hangi teknikle bulabiliyorsunuz?

Tercüman kendinden emin bir eda ile cevap verir:

─ Teknik falan değil, ben burada işe başladığımda bunun dört bin senelik olduğunu söylemişlerdi.

Ben ise burada bir sene, altı ay, on gündür çalışıyorum. Ne eder?

Geleceği Görmek

Ankara’dan İstanbul’a gitmek için havalimanında uçağını bekleyen iş adamının gözüne ilerideki tartıda yazan yazı takılmış:

“Bu tartı boynunuzu kilonuzu ve geleceğinizi bilir.”

Adam böyle şeylere inanmadığı için ilk başta umursamamış ama daha sonra merakına yenik düşmüş. Hemen tartının yanına giderek 1 TL atmış ve üzerine çıkmış.

Tartıdan biiip biiip biiip diye sesler gelmiş önce, sonra da bir fiş çıkmış.

Fişte “Siz iş adamısınız, 90 kilo ve 1.85 boyunuz var ve İstanbul’a gitmek için uçak bekliyorsunuz.” yazıyormuş.

Adam çok şaşırmış. Bu inanılmaz bir şey! Tekrar denemeye karar vermiş. Tartının üstüne bir kez daha çıkmış. Tartı tekrar ötmüş ve fişi çıkartmış.

“İş adamısınız, 90 kilo ve 1.85 boyunuz var ve İstanbul’a gitmek için uçak bekliyorsunuz, 10 dakika sonra da bağlama çalacaksınız.”

Adam “işte şimdi yanıldın, ben 10 dakika sonra bağlamayı nereden bulayım da neden çalmaya başlayayım” der ve yerine oturur.

Bir kaç dakika sonra yanına gelen bir adam bağlamasını yan koltuğa koyar ve adam dönüp, “Pardon ben tuvalete kadar gideceğim, o zamana kadar bağlamama siz göz kulak olabilir misiniz?” der.

İş adamı tabi der ve adam kalkıp gider. O sırada iş adamı, bağlamaya bakarak dedesinin küçükken ona öğrettiği bağlamayı hatırlar ve gayri ihtiyari eline alarak çalmaya baslar.

Adam bir süre bağlama çaldıktan sonra durumunun ayırdına varır: Tartı bunu da bilmiştir. Bağlamanın sahibi gelir gelmez bağlamayı teslim eder ve hemen tartının yanına koşar, 1 TL daha atar.

Yine makineden sesler gelir ve fişi çıkartır. “İş adamısınız, 90 kilo ve 1.85 boyunuz var ve İstanbul’a gitmek için uçak bekliyorsunuz ve 1 dakika sonra herkesin içinde geğireceksiniz.”

Adam “işte bu sefer bilemedi ben neden herkesin içinde geğireyim, hayatım boyunca yapmadığım bir şey” diye düşünürken, bir hıçkırık tutar ve ardından sesli bir şekilde geğirir.

Artık iyiden iyiye makineye inanan adam içine düştüğü meraktan kurtulamaz ve makineye 1 TL daha atar yine aynı sesler çıkar ve bu defa çıkan fişte aynen şunlar yazmaktadır;

“İş adamısınız, 90 kilo ve 1.85 boyunuz var ve İstanbul’a gitmek için uçak bekliyorsunuz, ancak bu işe daldığınız için uçağınızı kaçırdığınızın farkına varmadınız.”