Oğlum 1 yıllık polis memuru. Evlendiremedim bir türlü. Babası ölünce beni yalnız bırakmamak için şimdilik evlenmeyi düşünmediğini söylüyordu. Bana çok bağlıydı. Ablası evlenip gidice, iyice içime kapanmamdan korktuğumu söylerdi. Bende her göreve gittiğinde ona dua eder, akşama eve sağ salim dönmesi için hep dua ederdim. Son günlerde oğlumda garip haller sezmeye başladım. Oğlum bir şeyin mi var durgun gözüküyorsun son günlerde desem de, yok anne deyip geçiştiriyordu.

Tedirginliğim daha da artıyordu. Çünkü onu daha önce hiç böyle görmemiştim. En büyük dayanağım, hayata tutunma sebebimdi. Kalbindeki merhamet duygusu öyle büyüktü ki, yardıma ihtiyacı olan insanlara parasını vermekten asla çekinmezdi. Namazını görev yapsa bile aksatmaz zamanında kılmaya gayret ederdi. Bir defasında gece yorgun gelmiş ve sabah namazına kalkamadığı için çok üzülmüştü. Hem dinine düşkün oluşu hem de ibadetlerini aksatmadan kılışı, bana verdiği değer öyle büyüktü ki, böyle bir oğlum olduğu için hem gıpta ediyor, hem de şükrediyordum.

 

Bir gün bana dedi ki Anne beyaz fanilamı, beyaz eşofmanımı ve beyaz çorabım temiz değilse onları mutlaka yıka yarın onları giymek istiyorum dedi. Oğlum, bu havada ne eşofmanı dedim. Anne sen yıka dedi başka bir şey demedi.
Bugün oğlumda bir hal vardı. Üzerini itina ile giydi, bana sarıldı, kokladı, öptü ve yüzüme bakarak. ‘’anne Allah bizi cennette kavuştursun, babamda ablamda ailecek olalım ne güzel olur değil mi’’ dedi. Ben içim yanarak amin dedim. İçim yandı oğlumu daha önce hiç böyle görmemiştim. Ne oluyor oğlum desem de göreve gidiyorum anne dua et dedi.

 

Akşam oldu, oğlum gelmedi, telefonla aradım ama açmadı. İçimde bir merak ve korku artmaya başladı. 1 saat sonra mesai arkadaşından aldığım telefonla adeta yıkılmıştım. Operasyonda yaralanmış hastaneye kaldırmışlardı. Hastaneye vardığımda yoğun bakıma alınmış ve son nefesini vermiş.
Yıkılmıştım, dünyam sanki kararmıştı. Sanki oğlum yerine ben bu dünyadan göçmüş gibiydim. Günler geçtikte oğlumun hasreti dayanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Elbiselerine sarılıp kokluyordum.

Pantolonuna sarılıp koklarken cebindekilere döküldü yere. Bir tespih, anahtarlık ve bir kağıt. Kağıtta’’ anne son günlerde hep halimi soruyordun ama sana diyemiyordum.

 

Rüyamda gördüğüm kişi kimdi bilmiyorum ama, yüzü öyle mübarek ve parlaktı ki, oğlum seni özledik , bekliyoruz hasretle. Beyazlarını giy gel diyordu. O günden sonra içimde garip şeyler hissetmeye başladım. Öleceğim nedense aklımdan çıkmaz olmuştu. İçime mi doğru yoksa bu bir mesaj mıydı bilemedim. Bugün içimdeki his daha ağır basıyordu. Bugün operasyonda şehit olursam yeni yıkanmış beyaz giysilerle Rabbimin huzuruna varmak istedim.

Bu mektubu da yazıyorum, şehit olursam belki okursun diye anneciğim. Şehit olursam seni cennette bekliyor olacağım annem sakın bana üzülme olur mu, bir can borcun var onu da şehadetle vermek isterim. Seni de hasretle bekliyor olacağım anneciğim.

 

Yok şehit olmadan bu mektubu alırsan bana ne dersin bilmem demiş ve sonuna bir gülücük koymuş. İşte şimdi dünyadan tamamen kopmuştum. Bu acıya can mı dayanır. Oğlum seni öyle özledim ki, dayanılmaz hasretin içimi yakıyor…