Çok fakir bir adama bir gün birisi bir yumurta hediye etti. Adamcağız, kıymetli hediyeyi karısına göstermek için koşa koşa eve gitti.
Sevinç içinde karısına;
“Şuna bak!” diye bağırdı. “Sonunda zengin olabileceğiz” dedi.
Karısı;
“Hediye fena değil ama bununla nasıl zengin olabileceğimize aklım ermiyor” diye söylendi.
Adam;
“Sende de hiç akıl yok” diye dudak büktü… “Bak, hem de nasıl zengin olacağız! Bu gece, yumurtayı komşunun tavuğunun yumurtalarının arasına koyacağım. Civcivler çıktığı vakit dişi olanlarından birini seçip alacağım. Bu dişi civciv büyüyüp tavuk olacak ve bir sürü yumurta yumurtlayacak. Bu yumurtalar sayesinde bir sürü tavuğum olacak. Onlar da yumurtlayacaklar, tavuk adedim daha da artacak. Çok geçmeden o kadar çok yumurtalarımız ve tavuğumuz olacak ki, bunların satışından elde edeceğimiz para ile bir inek almamız mümkün olacak.
Bu inek yavrulayacak; yavrular da büyüyüp inek olacaklar. Birkaç seneye kalmadan bu ineklerle buzağıların satışından o kadar çok para kazanmış olacağız ki, bir ev ve tarlalara ayırmak niyetindeyim; üçte ikisini ev ile tarlalara ayırmak niyetindeyim; üçte biriyle de elbiseler, ev eşyası ve buna benzer şeyler alırız. Daha bir miktar param kalırsa, genç ve güzel bir hanım hizmetçi de tutarım…”
Karısı, isyan dolu bir sesle;
“Nee?” diye bağırdı. “Bir hizmetçi tutacaksın ha? Üstelik genç ve güzel bir kadın öyle mi? Senin niyetin bozuk!”
Ve yumurtayı kaptığı gibi duvara fırlattı!

Hiçbir mutfak, iki kadına yetecek kadar geniş değildir.