Temel gemide çalışmaya başlamış.

Gemi yurt dışına mal götürüyormuş.

İtalya’da bir limana yanaşmaya karar vermişler.

Temel eline halatı almış marinadaki görevliye seslenmiş;

– Hey eleman atıyorum, halatı tut!

Adam Temel’in dediğinden bir şey anlamamış.

Temel yine seslenmiş:

– Yav tutsana şunu diyeyrum!

Adam “anlamadım” dercesine mimikler yapmış.

Temel sinirlenmiş;

Do you speak English?

Adamın gözleri parlamış;

– Yes, Sir!

Temel sevinir;

– Ha şöyle uşağum, atıyorum, yakala şu halatı!

İHALE

Olay ismi Türkiye olmayan bir ülkede geçer…

Meclis Genel Kurul Salonu’nun giriş kapısının tamiri gerekiyormuş.

Konuyla ilgili bürokrat, iki ayrı firmadan marangoz davet ederek kapıyı göstermiş, fiyat istemiş…

Birinci marangoz;

– Efendim bu kapıyı ben 500 TL’ye yaparım, diye fiyat vermiş. 200 TL malzeme, 200 TL işçilik, 100 TL da kâr…

Fiyatı gayet makul bulan bürokrat ikinci marangozdan da teklif istemiş;

– Siz aynı işi kaça yaparsınız?

İkinci marangoz;

– 2.500 TL’ye yaparım efendim.

Bürokrat aradaki fiyat farkını görünce şaşırır ve sorar;

– Nasıl olur bu kadar fiyat farkı?

İkinci Marangoz cevap verir;

– Efendim 1.000 TL bana, 1.000 TL size, demiş . 500 TL’de bu arkadaşa veririz kapıyı yapar…

İhaleyi ikinci marangoz almış…

Bir Tabloya Tüm Servetini Ödemek

Bir sanat merkezinde tanınmış bir ressamın sergisi vardır, ressam sergisini gururla dolaşırken resimlerden birinin karşısında durmuş resmi hayranlıkla izleyen bir kız çocuğu dikkatini çeker…

Kız bir yandan tabloya bakar arada çantasını karıştırıp bulduğu paraları avucuna alır…

Ressam babacan bir tavırla çocuğun yanına yaklaşır “Resmi beğendin mi?” diye sorar.

Kız çok ciddi bir sesle “evet” der ve “Acaba satılık mı? Anneme almak istiyorum” diye devam eder.

Tablo yüzbinler değerindedir. Ressam gülerek sorar kıza “Kaç paran var?”

Kız ciddi ciddi avucundaki paraları sayar. “83 lira 75 kuruşum var bütün param bu” der.

Ressam tablonun etiketine bakar ve “Ne şanslısın. Tablo da tam 83 lira 75 kuruşa satılık. Al bakalım tablo senin” diyerek tabloyu kız çocuğuna verir.

Bu diyaloğu karşıdan seyreden galeri sahibi ressamın yanına giderek hiddetle “Ne yapıyorsunuz siz! O tablo yüzbinler değerinde” diye bağırır.

Ressam sakin ve mutlu bir şekilde cevap verir: Doğru benim tablolarıma yüzbinler verenler var ama bugüne kadar bütün servetini veren hiç kimse olmamıştı…

Nasıl kaçırırım ben bu fırsatı…