Ah Ulan Yelda :)

Mahallede gamzeli,beyaz tenli,dalgalı saçlı tek veledim. Tipim Amerikan filmlerinde uyuşturu satan mahalleye yerleştirilmiş beyaz çocuk gibi Yaşım 12,13 falan. Hiç unutmam okullar kapanmış, Temmuz ortaları gibi,bizim üst mahalleye Yelda diye bi kız geldi. Sap sarı saçlar,yem yeşil gözler

Mahalle maçında Yelda izliyor diye İbo diye bir çocuk, bayramlık takım elbisesinle kalecilik yapmıştı. Babası görüp sopayla dövdü. Saklambaç oynuyoruz, Yelda’yı bulan, herkesi söbeliyor Yelda nerde,biz orda. Yeldayı sobeledi diye bebeklik arkadaşını döven bile oldu.

Tam bir eve düşen yıldırım sendromu yaşıyoruz mahallenin erkekleri olarak. Neyse mahallenin 13 yaş grubu erkeklerinin azmanlığını ve mahalleye gelen sarışın “Ah Ulan Yelda” nın yaşattığı etkiyi anlamışsınızdır.

Şimdi gelelim benim durumuma. Evdeyim,hastayım. Ama böyle yatmalı,matmalı değil. Üzerinize afiyet motoru bozmuşum. Evde tuvalete çadır kurdum,nefes alsam sçyorum, allah hiç bir delikanlıyı böyle sınamasın.

Annem mutfakta yemek yapıyor,kapı çaldı,topladım donu koştum açtım, bi baktım Yelda.

Yelda bütün tasolarını Çingen Aykut’a kaybetmiş, gelip tasolarımı tekrar kazanır mısın diye soruyor. Dedim Yelda mahalleyi yakarım. Ama önce içerde bana şans getirecek bir şey yapmam lazım.

Yaaa çok tatlısın napıcaksın dedi,kız zannediyor ki dedemden kalma yadigar bir kolye falan takıcam.

Gidip 1 posta daha yaptim . Gtn bağı çözülmüş diye kendimle kavga ediyorum.. Neyse çıktım,elimi yüzümü yıkadım,giyindim,anne dedim ben çıkıyorum.

Ne sokağa çıkması hayvan,koltuklara sıçma diye banyoya soktum seni, dışarı çıkcam diyosun Anne dedim sus, Yelda kapıda

Annem de sinirlendi mi kimseyi takmaz. Sen sıç bak ben sana napcağımı çok iyi bilirim.. Çıktım evden,gittik Aykutun yanına. Tasolar üstüste dizildi,önce atmak için açık-kapalı yapıldı. Ben hak kazandım. Dedim hadi oğlum yap şu işi

Yelda yanımdan eğildi,pat öptü yanağımdan. O ana kadar popomu kollayarak yoluna devam eden ben,ishal misal her şeyi unuttum,tasolara yuklendim.. Arkadaşlar,abanmanın aksi şiddetine oranla oracıkta altıma bir sıçtım.

Bunu size anlatamam. Sanki sıçmak değil de özgürlüğünü kazanmış bir mahkumun gökyüzüne mutluluğu haykırması gibi bi şey… Göt bi yana, millet bi yana,yelda bi yana,taso bi yana,ben bi yana gidiyoruz. Mahallelide sıçan bir çocuğun yarattığı kaos hakim.

Bakın allah kimseye sevdiğinin yanında altına sıçma acısı vermesin. Gerisi hallolur. Acımı bi hayal edin. Komşular falan camda. Yengemin camdan ay,ay,ay paçasından akıyor ay,bulaşmasın üstünüze çığlıklarıyla irkildim,kendime geldim

Bi koluma çingen aykut,bi koluma yelda girdi,ben ağlıyorum,götte bok,beni eve getirdiler. Zile basacaklar. Dedim zile basmayın,annem ağzıma sıçar. Aman sıçarsa sıçsın,sen mahalleye sıçıyorsun dedi Yelda

Annem beni bi gördü, sinir krizi geçirdi kadın, Beni neyle döveceğine karar veremiyor. Neyle vursa yetinemeyecek gibi.

Dedim ey ümmeti muhammed kıyamet bu gündür. Hem hala altıma sıçıyorum,hem ağlıyorum,önünü alamıyorum, kayış koptu.

Gitti içeri fırçayla,hortumla geri geldi. Dedim anne insan evladını bunlarla döver mi?

Ne dövmesi,yıkıcam seni,giremezsin böyle içeri dedi. Aykut’da bi yandan kıza yürüyor. Sen kaybettiğin tasoları neden benden istemiyorsun,bu lavuğu çağırıyorsun diyor, fırsatçı pezevenk.

Hala unutmam,içimde hep yaradır; annem beni soydu, Yelda hortum tuttu,Aykut’da bi güzel fırçayla yıkadı.. Bütün mahalle beni izliyor,az önce sevdası için dışarı çıkan bu yiğit çocuk,şimdi sokakta dal daş…..

O günden beri aşka küstüm,kendime küstüm. Ve ne kadınlara inandım,ne de ishal olan gtme

(Benimle uzaktan yakindan alakasi yoktur,biline.. Alıntıdır.)