Bir gün Hoca sallana sallana yolda yürürken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca nerdeyse yere düşecek. Hoca hiddetle:

– Ne cüretle vuruyorsun!..

Genç adam, biraz ukala bir tavırla, kısaca özür diler. Küçük bir hata yaptığını, Hoca’yı bir arkadaşına benzettiğini söyler. Ayrıca, Hoca’nın olayı büyüttüğünü belirtir. Bunun üzerine, Hoca’yı mahkemeye gitmekten başka bir şey tatmin etmez. Hoca ısrarlıdır ve genç adamın kabul etmekten başka çaresi yoktur.

Kadıya giderler. Kadı her iki tarafı da dinler. Ancak kadı genç adamın arkadaşı olduğundan, onu müşkül durumdan kurtarmanın çaresine bakarken, Hoca’yı da yumuşatmaya çalışır…

– Hoca, hislerini anlıyorum. Herkes aynı şeyleri hissederdi bu durumda. şimdi ne dersin, bu genç adam kendine bir tokat atsa kabul eder misin? Hoca tatmin olmaz, ısrar eder: “Mahkeme yapılsın.” der.

Bunun üzerine kadı, genç adama 5 kuruş ceza verir ve gidip getirmesini söyleyip kürsüden iner. Hoca, genç adamın dönmesini bekler. Bir saat geçer, iki saat geçer fakat genç adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapısının kapanmasına az kalmışken, Hoca kadının, en meşgul bir anında ensesine okkalı bir tokat atar ve ekler.

– Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyemeyeceğim…Gelirse söyle ona, 5 kuruşu sana versin!