Bir Ateşe Attın Beni

1986 yılı: sokaklarda futbolcu kartları, gazoz kapakları ile oyun oynadığımız tertemiz yıllar…

Elde sadece TRT mevcut, öğleden sonra yayın başlıyor. Evde pikap var, zaman bol… Bu şahane kadının plağı amcam sayesinde eve yeni gelmiş. Sabahçıyım; okuldan yeni gelmişim, öğle vakti, annem yere çökmüş yıkadığı çamaşırları katlıyor. Küllü ve kapağında iki cam göz olan kek tenceresinde kek yapmış, mis gibi kokuyor her yer. Karnım aç, kendimden 10 yaş büyük bir kıza aşığım. Benim yaşım ise 12.

Salona girdim, plak tamburuna Sev Yeter isimli albümü oturttum. İğneyi ize yerleştirdim, bu şarkı çalmaya başladı. İlk defa dinledim, sanki yüreğimde delik vardı da ruhum oradan bilmediğim yerlere akıyor, akması bir yana canımı da yakıyordu. Çocuğum be kardeşim, ne bileyim ben öyle bir acı hissetmemiştim. Ne oluyor, niye böyle üzüldüm, niye canım yanıyor, niye karnım sanki bin metreden aşağıya düşüyor gibi karıncalanıyordu? Kamuran Akkor şarkıyı söyledikçe koca salon bu muazzam melodi ile yankılanıyor, ben ise hâlâ ne oluyor diye kendime soruyordum.

Şarkı sonuna kadar çaldı… bir daha, bir daha, bir daha dinledim… sene 1986, şimdiki gibi arsızca hızlı değil: sevdiğine dokunmaya kıyamayan aşık gibi yavaştı her şey… Bir daha dinleyebilmek için en az bir dakika uğraşıyordum. Yavaştı her şey, evet, yavaştı ama güzeldi lan her şey!

Şarkıyı son kez dinledim, annem içeride sigara yakmış, duman süzülüyor salona. Sigara nedir bilmem o vakitler ama duman şarkıya çok yakışmıştı. Kötü olanı yakacaksın lan dercesine yanıyordu sigara…

Saftık, kızartma kokusuna mahalle maçını bırakır eve koştururduk, kimse bize kızartma zararlı ekmek yemeyin demezdi… Mahallede kapı önleri yemek kokardı, tencerede salça ve salçanın en iyi arkadaşı soğan kavrulurken etrafa yaydığı o şahane kokuya dayanamaz, fırından yeni aldığımız pide ile banardık tencereye… aspiratör bilmezdik, annelerimiz soğan kokardı ama mutluyduk…

Güzel insanlar yaşardı, mutluydu insanlar yurdumda, keyifliydik… resimler siyah beyazdı ama hayatlarımız renkliydi 🙁

Ne oldu anlamıyorum… bilmiyorum, bilemiyorum…

şimdi söyleyin bana: etrafınızdaki çocuklara bakın, bu hissettiklerimizin yarısını hissedebiliyorlar mı?

Yaş oldu 44, saat gecenin dördü ve şimdi ben bu şarkıyı dinliyor, o şahane kokuları ve o şahane kokuların üstlerine sindiği o şahane insanları hatırlıyorum. Sigarayı bu sefer ben yaktım… duman bu şarkıya çok yakışıyor, sigara da “yüreğim gibi bir ateşe attın, alev alev yaktın beni” diyor.

Diyorlar ki sen delisin

Hiç bu kadar sevilir mi?

Değmeyecek biri için gurur yere serilir mi?

bir ateşe attın beni, alev alev yaktın beni

değersiz mi benim aşkım, yalanlara kattın beni!

Dost üzülür, düşman güler

Böyle derde gülünür mü?

Bilseydim hiç sever miydim?

Aşkın sonu bilinir mi?

Umudumdun, dileğimdin, sen benim gözbebeğimdin

Seni kimler değiştirdi?

Yüreğinden attın beni!

Bir ateşe attın beni, alev alev yaktın beni

Değersiz mi benim aşkım, yalanlara kattın beni!

Güzeldik canım ülkem, iyiydik, manalıydı yaşamımız… ne oldu bilmiyorum 🙁

Cemal X