Oğullarıma çok küçük oldukları yaşlardan beri not yazarım.

Okuma bilmedikleri zamanlarda “Burada ne yazıyor anneee” derlerdi, artık notlarımı kendileri okuyorlar.

Bu zamana kadar beslenmelerine, yastıklarının altına, montlarının cebine bıraktığım sürpriz sevgi notları gibi; kızmak ya da bağırmak yerine öfkemi ve isteklerimi ifade ettiğim “kural notları” da yazdım.

Yere atılmış bir montun üzerine “Beni portmantoya asar mısın Enes? Her yerim ağrıdı burada!” yazdığınızda, “Çabuk yerden kaldır montunu, kaç kere söyledim as şunu diye” bağırtısından daha etkili sonuç alıyorsunuz çünkü.

Bugün çekmeceleri düzenliyordum. Elime Enes’in 4 yıl önce bana yazdığı not geldi.

Hatırladım olayı; üstüne gidip kırmıştım çocuğu, o da bu notu yazıp yastığımın üstüne bırakmıştı.

Okuyunca özür dilemiştim, barışmıştık Şimdi yıllar sonra bu notu tekrar okurken onu düşündüm; ön tekerlek nereye, arka tekerlek oraya.

Biz öfkemizi, kızgınlıklarımızı, isteklerimizi latif bir yolla ifade edersek; yavrular da öyle yapmanın yolunu öğreniyorlar.

Çünkü çocuk eğitimi dediğimiz şey, aslında anne-babanın kendini eğitmesiyle başlıyor…

Siz ne sanmıştınız ki?

Bağırmayan Anne / Hatice Kübra Tongar