Hayvanlar aleminde “Dik Kuyruklu Fare” diğer hayvanlara o kadar musallat olmuş ki; kimisinin yiyeceğini çalmış,kimisinin yuvasını bozmuş,kiminin yumurtalarını kırmış, kiminin kuyruğunu, kiminin nasırını kemirmiş. Vel hasıl zarar vermediği hayvan kalmamış.Hayvanlar toplanıp fareden kurtulmak istemişler ve öldürmeye karar vermişler. Bu göreve de kedi gönüllü olmuş.

Dik Kuyruklu Fare işin ciddiyetini kavramış ve çareyi kaçmakta bulmuş. Ama kedi durur mu? Böyle bir fırsat yakalamış. Düşmüş peşine; Fare önde kedi arkada ormandan,dağdan derken inmişler ovaya.

Fare bakmış kediden kurtuluş yok. Etrafına bakınmış ileride bir inek otluyor. Gitmiş ineğe yalvarmaya başlamış.

İnek farenin kendine yaptıklarını hatırladıkca önce ilgilenmemiş sonra ısrarlarına dayanamayıp, “Peki peki geç arkama” demiş ve farenin üstüne “pisliğini” yapmış. Fare pisliğin altına dik kuyruğundan başka her yeriyle gömülmüş lakin kuyruğu dik ya bir türlü pislik içine alamamış. Kedide bakmış görünürde fare yok.

Belki inek görmüştür diye ineğe sormaya giderken ineğin arkasındaki taze pisliğin içinde dik kuyruğu görüp, kuyruktan tutmasıyla parça parça etmiş fareyi…

Mevlana Hazretleri diyor ki bundan üç ders çıkarılır.

1. Seni her pisliğe batıran düşmanın değildir.

2. Seni her pislikten çıkaran dostun değildir.

3. Bu kadar pisliğin içinde kuyruğu dik tutmanın manası ne…