Adamın biri, boynunu bükerek bir zenginin yanına yaklaşır. Sadaka ister. Zengin adam:

– Utanmıyor musun dilenmeye? Baksana güçlü kuvvetli bir adamsın.

– Sormayın, bir derdim var ki çalışmama mani oluyor.

– Neymiş o dert? diye sorunca;

– Ne olacak tembellik!

Bu cevap zenginin hoşuna gider ve cebinin köşesin­deki kuruşu adama uzatır:

– Al şu kuruşu bakalım… der. Ve ekler Bu parayı sana acıdı­ğımdan değil, doğru söylediğin için veriyorum.

…..

Temel ve Dursun akıl hastanesinden kaçınca doktorlar bütün gün ikiliyi aramış… Bakmadık yer bırakmamışlar ama bir türlü bulamamışlar. Akşam hastaneye dönünce Temel’le Dursun’u yerlerinde bulmuşlar;

– Sabahtan beri sizi arıyoruz, nereye gittiniz?

– Bugün prova yaptuk yarin kaçacağız.

…..

Osmanlılar zamanında Rizeli, Bayburtlu bir de Oflu içki içerken yakalanmışlar. Kadı bunları huzuruna almış;

– Bunlara 100’er kırbaç vurun birer tane de istek hakkı verin…

Kadı, Rizeliyi çağırmış huzuruna;

– Rizeli söyle bakalım isteğin nedir?

– Sırtıma bir balon bağlansın.

Kadı emir vermiş ve Rizelinin sırtına balon bağlamışlar. 40 kırbaçta balon patlamış ve 60 kırbaç yemiş Rizeli.

Kadı Bayburtluyu çağırmış huzuruna;

– Bayburtlu senin isteğin nedir?

– Benim de sırtıma balon bağlayın.

Kadı emir vermiş ve Bayburtlunun sırtına balon bağlamışlar. 30 kırbaçta balon patlamış ve 70 kırbaç yemiş Bayburt.

Kadı Ofluyu çağırmış;

– Oflu sen çok Müslüman bir adamsın, senin iki istek hakkın var.Birincisi nedir?

– 1000 kırbaç vurun bana…

– Oğlum sen manyakmısın. Adamlar 100 ‘e dayanamıyor,sen 1000 kırbaç diyorsun.

– Yahu istek benim değil mi? Sana ne kadı efendi? Sen vur 1000 kırbacı.

– Tamam. İkinci isteğin nedir?

– Bu Bayburtluyu da arkama bağlayın..

…..

Yaşlı Karadenizli çift arabaları ile seyahat ederken öğle yemeği için bir yol kenarı restoranında mola vermişler, daha sonra yollarına devam etmişler, hareket ettikten 40 dakika sonra yaşlı kadın gözlüğünü orada unuttuğunu fark etmiş, ilk buldukları kavşaktan geri dönüş yapmışlar. Restorana varış süresince adam klasik bir “yaşlı canavar”a dönüşmüş, oflamış puflamış, bütün geri dönüş yolunu karısının burnundan getirmiş.

Sonunda restorana gelmişler, kadın arabadan inip içeri doğru yürürken;

– “Heyy” demiş kocası, “Madem gözlüğünü alacaksın bari benim şapkamla kredi kartımı da isteyiver!”

…..

İki farklı hava yolu yetkilisi uluslararası bir sempozyumda deneyimlerini paylaşırlar. Çay Hava Yolları yetkilisi, Fındık Hava Yolları yetkilisine;

– “Rize çıkışlı seferlerde yolcuya kısa film gösterisi sunmaya başlamıştık, bir kaç gün içerisinde vazgeçtik!”

– “Niçin?”

– “İlk film sonrası ekranda “Son” yazısı çıkar çıkmaz yolcular ayağa kalkarak uçaktan çıkmaya çalışıyordu da ondan!”

…..

Karadenizli yaşlı teyze, lüks otelin en üst katından iniyordu. Ara katlardan birinde asansör durdu. Kapı açıldı, genç ve güzel bir kız içeri girdi. Onunla Birlikte asansörü yoğun bir parfüm kokusu da doldurdu. Yaşlı teyze, parfüm kokusunu derin derin içine çekince Genç kız mağrur bir eda ile kadına baktı ve;

-” Giorgio beverly hills. Küçücük bir şisesi bile 1000 lira!” dedi.

Biraz sonra asansör gene durdu. Gene çok şık genç bir kadın girdi. O da buram buram parfüm kokuyordu. Yaşlı teyze yine koklamaktan kendini alamadı. Yeni binen genç kadın da yaşlı teyzeye dönerek kibirli bir tavırla;

-” Chanel 5 numara. Mini mini bir şisesi bile 1500 lira!” dedi.

Biraz sonra asansör yaşlı teyzenin ineceği katta durdu. Teyze asansörden çıkmadan büyük bir gürültü çıkartarak yellendi. Sonra da asansörde kalan iki alımlı genç kadına dönerek:

– “Ayşe kadın fasulye, kilosu 4 lira”

…..

İzmirli avukat dava için Trabzon’a gelmiş. Sohbet esnasında, okunan duaların ölünün ruhuna gidip gitmeyeceği tartışılmış. Avukat, okunan duaların ölülerin ruhuna gideceğine inanmıyormuş.

“Seni ancak Oflu Hoca ikna edebilir” demişler. Hocanın sohbet yaptığı kahveye gidilmiş. Adam sorusunu yineleyince, aralarında şu diyalog geçmiş.

– Elbette gider.

– Peki nasıl gider?

– Senin anan, hanımın, kızın var mı?

– Var.

– Nerede oturuyorlar?

– İzmir’de.

Hoca “senin ananı, avradını” demeye kalmadan adam sinirlenerek hocanın üzerine yürümüş.

– Ne biçim konuşuyorsun sen?

– Niye sinirleniyorsun? Duaların buradan ahirete gittiğine inanmıyorsun da, küfürlerin buradan İzmir’e gittiğine niye inanıyorsun?

…..

Profesör, öğrencileri ile birlikte Karadenizli hastanın yatağının başına gitmiş.. Onlara yeni bir hastalığın belirtilerini öğretecek. Yatakta bitkin, kendinden yari geçmiş vaziyetteki hastayı göstererek konuşmaya başlamış:

-“Bakın yüz rengi sarıya yakın..” “Gözler içeriye doğru çökmüş, o yüzden burun daha sivri görünüyor..” “En fazla değişik kas yüzümüzdedir.. Bakın, kaslar tepki vermediğinden ifade anlamsız.. Çene aşağıya sarkmış duruyor…” Hasta da öğrenciler gibi dikkat kesilmiş dinliyor..

Profesör: “bu bir batın sendromu belirtisidir” diyecek, yerinden zorlukla dikilmeye çalışan hasta fırsat vermemiş. Zor bela mırıldanmış:

-“Sen sanki dunya cuzelisun”

…..

Annesi kümesin önünde duran Fadime’ye sormuş:

– Kızım ne yapıyorsun?

– Tavuklara kaynar su veriyorum.

– Neden?

– Haşlanmış yumurta yumurtlasınlar diye.

…..

Karadeniz de bir adam otele gelip resepsiyona kaydını yaptırırken görevli sordu :

– Sabah sizi kaçta uyandırmamızı istersiniz?

Adam başını salladı:

– Hiç gereği yok. Ben her sabah saat beşte kendim uyanırım.

Resepsiyonda ki görevlinin yüzü güldü :

– Aman ne iyi. Lütfen uyandığınız zaman bizi de uyandırır mısınız?

…..

Of da bir mahalle de sık sık araba teypleri çalınıyormuş. Adamın biri de arabasına ”Arabada teyp yok boşuna uğraşmayın” diye yazı yazmış. Sabah bir de bakıyor araba yok ve arabanın durduğu yerde bir kağıt;

”Üzülme ben taktırırım.”