Erzurum Fıkraları

Erzurumspor yenilirse küme düşecek, berabere kalır ya da yenerse ligde kalacaktır. İmam Efendi’den dua etmesini isterler:

Hocam bi dua et de takım yensin, heç değilse berabere galsın. İmam dua eder. Maçın 90 dakikası berabere biter ama Erzurumspor uzatmalarda bir gol yer ve küme düşer. Taraftarlar:

Ne biçim dua ettin İmam Efendi! Diye çıkışırlar. İmam da:

Ula uşah ben 90 dekke için dua ettim. Ne bülim gavat uzadacah!

Yolçi

Saf bir Erzurumlu şehirler arası otobüs yolculuğu yaparken mola yerinde otobüsünü şaşırmıştı. Anonsu duyunca kalkmakta olan otobüsten içeri dalıp seslendi:

Dadaşlar hele bir bahın ben bu otobusun yolçusu miyam?

Ben Zaten Erzurum’un İçinden Değilim!

Erzurumlu İstanbul’a gelir, berbere gider sakal tıraşı olacak. Berber fırçayı sabunlayıp köpürtürken müdahale eder:

– Ben Erzurumluyum; sabuna, köpüğe gerek yok!

Kuru kuruya tıraş olur, kalkar. Sıradaki de Erzurumluymuş, koltuğa oturunca o da fiyakasını bozmaz:

– Ben de Erzurumluyum; sabun, köpük istemez!

Berber tıraşa başlar. Bizimkinin canı yanar ama serde erkeklik var, sesini çıkarmaz. Ama tıraşın yarısına gelince dayanamaz:

– Berber efendi, sen bu tarafı köpükle yine, ben zaten Erzurum’un içinden değilim!

Hanımın Nezaketi

İstanbul’a gurbete giden Erzurumlu, dönüşte karısına İstanbullu hanımların, akşam eve dönen kocalarını, kapıda nasıl karşıladıklarını “Hoş geldin kocacığım, üşümüşsün, yorulmuşsun!” gibi kibar, nazik laflar ettiklerini anlatmış. Belli ki o da karısının kendisini öyle karşılamasını istiyor.

Akşam eve gelmiş, kar, tipi, soğuk, karısı kapıyı açmış:

Uy kocacigim, it gibi titriyisen…

Farz Et Ki

Erzurum’da birisi tanıdık bir köylü dostuna misafirliğe gider. Ev sahibi izzet-i ikramda bulunur. Yemekten sonra misafirin önüne bir kalbur yer elması getirir. Bu kadar çok ikramdan mahcup olan misafir:

Ağa ne zehmet ettin, bunlara ne lüzum vardi, deyince, köylü:

Ne zehmeti efendi, farz et ki müsürlüge töhmüşem öküzler yiyir!