Bir memlekette, nüfuzlu kişilerden birinin mahkemeye işi düşer.

Bu adamın gayet güzel katırı varmış. Kadı, rüşvet olarak katırını ister. Adam vermez, kadıda işi görmez. Nihayet, katırın sahibi hile ve desiseyle kadıyı teker-meker azlettirir.

Bir gün her ikisi bir yerde buluşurlar. Kadı şöyle der:

– Bize gelen bu tekme kimin tekmesidir anlayamadım! Adam şu cevabı verir:

– Kimin olacak, bizim katırın tekmesi…

Kral Ve Baş Şövalye

Kral ile baş şovalye tartışmaya başlamış… Kral, şovalyesine; “En büyük ve en güçlü benim; sen benim emrimdesin.” demiş. Şovalye; “Hayır ben büyüğüm. Ordunun başında ben savaşıyorum, sen sadece mühür basıyorsun.” diye itiraz etmiş. Tartışma uzayınca kral ile baş şovalye, bir çobanın yanına gitmiş ve konuya direkt girmemek için çobana sormuşlar:

– Söyle bakalım çoban, senin koyunun mu büyük yoksa ineğin mi?

– Çoban “inek” demiş.

– Keçin mi büyük, öküzün mü? Çoban “öküzüm tabii ki” deyince, kilit soruyu yöneltmişler hemen :

– Peki, kral mı büyük, baş şovalye mi? Çoban hiç düşünmeden cevap vermiş:

– Vallahi ben o hayvanları tanımıyorum…

Liranın Gücü

Türk Lirasından 6 sıfırın atılmadığı yıllarda iki Alman turist, kendi özel arabalarıyla Bodrum’a doğru giderken, trafik polisi araçlarını durdurmuş ve aşırı hızdan dolayı 67.000.000 ceza yazmış…

Turist çift, ceza makbuzunda yazan rakamı görünce fenalık geçirmiş, hastanelik olmuşlar.

Tabii sonrada, 67.000.000’un Türk Lirası olduğunu, Euro2ya çevrildiğinde pek bir şey etmediğini öğrenmiş ve kendilerine gelmişler…

Hayır bu komik belki ama gerçek bir gazete haberi…