Mesleğe yeni başlayan genç doktor ilk kez göreve başlayacağı memleketi Trabzon’a doğru yola çıkmış. Gelen hastalara doğru teşhisi yapabilecek miyim, doğru ilacı yazabilecek miyim diye heyecandan yerinde duramıyormuş.

Görev yapacağı köyün sağlık ocağına gitmiş yerleşmiş. Ertesi gün hastalarını beklemeye başlamış.

İlk hastası yaşlı Temel gelmiş. Tanıdığı birini görünce mutlu olmuş genç doktor.

Kısa bir sohbetten sonra Temel’i muayene etmiş, şikayetlerini dinlemiş. Temel ishal olduğunu tuvaletten çıkamadığını anlatmış.

Genç doktor ilacı yazacak ama ilk günün heyecanıyla ilacın ismi bir türlü aklına gelmemiş. Yanlışlıkla depresyon tedavisinde kullanılan bir ilaç yazmış.

Bu ilaç kullanan kişinin mutlu olmasını hiç bir şeyi kafasına takmamasını sağlıyormuş.

Aradan bir süre geçtikten sonra Temel’i merak edip köyün kahvesine gitmiş.

Bakmış Temel kahvehanedekileri gülmekten kırıp geçiriyor. Şakalar, fıkralar, komiklikler…

Temelin yanına gidip sormuş;

─ Temel emice, ishal durumun nasıl?

– İshalim eskisi gibi doktor. Her yerimi b.k götürüyor ama hiiç kafama takmayrum daaa!

Ülkece Temel’in durumunda gibiyiz sanki.

Ekonomi kötü, Döviz sürekli dalgalı, her şeye en az %40-50 zam geldi. Hatta bazı ürünlere %200 zam geldi. Ama keyfimiz yerinde nedense!

Onbinlerce makam aracı, şaşalı makam odaları, kralları kıskandıracak saray sofraları, dudak uçuklatan boyutlarda örtülü ödenek harcamları…

Hiç kimse kıyafet alışverişinden geri kalmıyor. AVM’ler “full çekiyor”.

Kafeler dolu. Restauranlar yemek vakitlerinde tıklım tıklım. Lüks mağazalar aynı hızda satış yapıyor. Gezmeler, tatiller ve daha nicesi…

Üretim yapılmalı, tasarruflu olmalıyız diyoruz. Ama tüketim sınırlarını zorlamaktan geri kalmıyoruz.

Ülkece bize de mi depresyon ilacı yazdılar!

Altımızı b.k götürüyor, ama kafaya takan yok!

Alıntıdır