Keşke Sadece Dizlerimiz Kanasaydı

Eskiden ne Facebook bilirdik ne Twitter. Ne Kim Kardashian’ı tanırdık ne de Jhony Deep’i. Bi Angelina Jolie vardı bir de Brad Pitt.

Pepe ile Cailou ile büyümedik biz. Pokemonlarla büyüdük.

Havalı çocuk, Facebook’ta 1000 tane arkadaşı olan, durumlarını 2000 kişi beğenen değildi. En çok kimin tasosu varsa, oydu en havalı.

Kaldırımlarda toz içinde kalırdık, dizlerimiz kanardı. Kabuk tutunca da yarayı kaldırmayı severdik. Sehpaları ters çevirip içine oturur sonrada kendimizi iterdik.

Kaslı yakışıklı erkekler ; güzel kadınlar değildi hayalimizdeki insanlar. Anne ve babalarımızdı… 

Hep onlar gibi olmak isterdik. Eskiden sadece gerçek olmadığını bildiğimiz halde “Öcü”lerden korkardık.

Şimdi, insanlar gölgelerinden bile korkuyorlar. Nerde o kaldırımlarda taso oynayan çocuklar? Nerde bisikletin arka tekerleğine pet şişe sıkıştırıp motor sesi çıkaran çocuklar?

Evine ekmek götürebileni “erkek” biliyorduk. Şimdi, sigara içip, kızlara laf atmanın “erkeklik” olduğu sanılıyor… Çok değil, 4-5 yıl önceydi bunlar.

Ne oldu da değiştik. Keşke hàla yaram’az birer çocuk olsaydık da sadece dizlerimiz kanasaydı….