Kıyamet Günü

‘Kıyamet günü cehennem getirilir, öyle bir kükrer ki, onun korkusundan bütün ümmetler diz üstü düşer. Bu durum şu ayet-i kerimede anlatılır:

“O gün her ümmeti diz çökmüş bulursun! Her ümmet kendi kitabına çağrılır (onlara şöyle denir «Bugün (dünyada) yaptıklarınızın karşılığı verilecek!»” Cehennemin yanı na geldiklerinde; “…onun öfkelenişini (müthiş kaynamasını) ve uğultusunu işitirler.” Cehennemin uğultusu beş yüz yıllık mesafeden işitilir. 0 zaman bütün insanlar, hatta peygamberler bile “Nefsi! Nefsi!” (Ben ne olacağım?) diyerek kendi başlarının derdine düşerler. Yalnız peygamberlerin seçkini olan Hazret-i Muhammed s.a.v.: “Ümmeti! Ümmeti!” (Ümmetimin hali ne olacak?) diyerek ümmetinin derdine düşer.

Bu sırada cehennemden dağ büyüklüğünde bir ateş kütlesi çıkar. Ümmet-i Muhammed bu ateşi geri döndürmek için şöyle derler:

— Ey ateş! Namaz kılanlar, doğruluktan ayrılmayanlar, Allah’tan korkanlar ve oruç tutanlar hakkı için geri dön!

Fakat ateş kütlesi dönmez. Cibril a.s. şöyle nida eder:

— Ateş kütlesinin kastı, Muhammed s.a.v. ümmetidir!

Sonra bir bardak su getirir, onu Rasülullah s.a.v.’e vererek şöyle der:

— Ey Allah’ın Rasülü! Bunu al ve ateşin üzerine dök!

Efendimiz bardaktaki suyu ateşin üzerine döker dökmez anında söner. Bunun üzerine Rasül-i Ekrem s.a.v. “Bu su nedir?” diye sorar. Cebrail a.s. şöyle cevaplar:

— Bu, senin ümmetin içindeki günahkarların sırf Allah korkusuyla akıtmış oldukları göz yaşlarıdır! Bunu ateşin üstüne dökerek Allah’ın izniyle onu söndürmek üzere sana vermem için şu anda bana emir verildi!” Rasülullah s.a.v. şöyle dua ederdi: “Allahım, ölmeden önce bana senin korkundan ağlayan iki göz ihsan et!”