Geçenlerde bir arkadaşımla kahve içiyorduk. Oradan buradan konuşmanın sonunda konu yine kocalara geldi. Maalesef mi desem iyi ki mi desem bilmiyorum ama pek kimseyle havadan sudan sohbet etme şansım olmaz.

Görünüşüm mü, yaydığım enerji mi veya yazdığım yazılar mı sebep oluyor ayırt edemiyorum. İki lafın ardından karşımdakinin hayatının sırlarını, sorunlarını dinlerken buluyorum kendimi.

Oysa birilerinin bana iyi bir şeyler anlatmasını ne çok istiyorum. Neyse yine başladım dinlemeye;

“Ya Sema ya, kocama sinir oluyorum. İnanır mısın deli edecek bu adam beni.”

“Bir dakika ne yapmasını istiyorsun ve yapmıyor da deli oluyorsun? Onu anlat istersen önce.”

“Bu var ya akşam eve geliyor. Üstünü falan değiştiriyor. Sonra doğru kanepeye geçip bir elinde kumanda bir elinde telefon kendinden geçiyor.”

“Anlıyorum bu seni kızdırıyor. Peki böyle yapmak yerine ne yapmasını isterdin?”

“Ya ne bileyim. Hiç kitap okumuyor. İnsan bi kitap okur, bi dergi karıştırır. Öyle mal mal televizyon, telefon bakıp duruyor.”

Bunları duyunca konuşmanın başında ciddiyetle yürütmeye çalıştığım koç kimliğimden ışık hızında sıyrıldım ve dedim ki;

“Arkadaşım pardon ama kocan kaç yaşında senin?”

“Elli olmak üzere.”

“Yoğun zihinsel efor ve aktivite isteyen bir iş yapıyor değil mi?”

“Evet.”

“E af edersin ama elli yaşında eşek gibi çalışan bir adam izin ver de akşam evinde ne isterse yapsın.”

Şaşırdı birden. Beklemediği bir tepki vermiştim. Ben de şaşırdım kendime doğrusu. Ama sabrım taşıyor bazen.

“Söylesene sen bu adamın nesisin?”

“Bu nasıl soru? Tabi ki karısıyım.”

“E o zaman neden annesi gibi davranıyorsun? Çocukların büyüdü evden gitti diye onu yap bunu yap direktifini verecek biri olarak onu mu koydun yerine?”

“Hayatım neden öyle söylüyorsun? Ben onun iyiliği istiyorum. Neden anlamıyorsun?”

“Yani şimdi 50 yaşında ömrünün çoğunu çalışarak geçirmiş ve zorlu yaşam koşullarıyla baş etmekle uğraşmış bir adam kendisi için neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmiyor. Sen onun yerine biliyor ve söylediklerini yapmıyor diye deli oluyorsun öyle mi?”

“E bilmiyor işte. Öyle televizyona-telefona bakarak yaşadığına göre bilmiyor.”

“Bak tatlım şunu söylesen anlarım. Akşamları benimle vakit geçirmiyor, birlikte özel şeyler yapmıyoruz vs desen karısı olarak bir şeyler beklemeye hakkın olduğu için şikayetini anlarım.”

“Evet zaten onu da yapmıyor. Bak kendin söyledin. Bu adam beni mutlu edecek hiçbir şey yapmıyor.”

“Tatlım sen önce bir karar ver. Annesi misin karısı mısın? Kitap okusa mı mutlu olacaksın yoksa seninle ilgilense mi?”

“Canım hepsini yapsın. Ne güzel olur o zaman.”

“Bak yine söylüyorum. Tüm gün zor koşullarda çalışıyor. Çok fazla insanla görüşüyor ve gergin bir iş yapıyor değil mi?”

“Evet öyle. Aman ne var bu kadar büyütecek herkes öyle çalışmıyor mu?”

“Bırak şimdi herkesi. Böyle çalışan bir adam akşam eve geldiğinde tüm bu stresi ve zihin yorgunluğunu elbise gibi üstünden atsın. Hem kitap okuyan bir entelektüel hem romantik bir sevgiliye dönüşsün istiyorsun öyle mi?”

“Evet harika olurdu.”

“Kocanı değerlendirirsek, sence o böyle biri olabilecek özellikleri olan bir adam mı?”

“Hayır canım değil diyorum ya. Zaten ondan kızıyorum.”

“Sen akıllı bir kızsın. Söyle bana; armut ağacını sadece armut veriyor diye suçlayıp sonra bir de niye kiraz yetişmiyor dallarında diye kızmak mantıklı mı?”

“E böyle söyleyince mantıklı değil tabi.”

“E sen aynen böyle yapıyorsun. Ben söyleyince mi farklı geldi sana?”

“O zaman ne yapacağım ben. Kafamı karıştırdın.”

“Harika sevindim kafanın karışmasına. Karmaşık ve birbirine uymayan mantık silsileleri ile dolu kafan karışsın biraz da toparlanır belki.”

“Tamam dalga geçme de söyle ne yapmalıyım?”

“Dalga geçmiyorum sinirleniyorum. Biz kadınların duygusal olmaları ve yüreğimizin annelik güdüsü ile dolu olması bir yere kadar harika. Ama herkese olduğu gibi bize de mantık ve akılcı düşünebilme yetisi lazım.

Yani tatlım;

1- Gün içinde kapasitesinin çoğunu kullanmış bir erkekten akşam eve gelince ne düşünsel ne romantik bir eylem beklemeyeceksin. Bırakacaksın bir süre. Neye isterse baksın, ne isterse izlesin. Bunu yaparken tüm gün kafasını dolduran şeylerden yavaş yavaş arınacak.

2- Onunla mutlaka konuşman gereken bir şey var ise yanına gidip; “ 10 dakika sonra seninle bir konu hakkında konuşmak istiyorum.” diyeceksin. 10 dakika sonra gidip o konu hakkında kısa ve öz bir şekilde konuşacaksın. Asla başka konulara girmeyecek ve konu bitince konuşmayı keseceksin.

3- Bekledin… zihni arındı, stresi azaldı. Ondan sonra ona şunu yapmalısın, bunu yapmalısın gibi yaklaşmayıp (beklediğin o romantikliği veya sohbeti artık ne istiyorsan) istediğin sonuca ulaşmanı sağlayacak bir dil ve duygu ile iletişim kurmaya başlayacaksın.

“Ooo hayatım sen de kimin tarafındasın? Bu kadar çabalamaya değer mi? Bak kendin söylüyorsun almıyor kafaları bir şey işte. Yok olmaz bu iş.”

“Hayatım ben mutlu olmak isteyen kimse ondan tarafım. Amacın üzüm yemek mi yoksa bağcıyı dövmek mi sen karar ver. Yok ben üzüm yemeyeceğim ama canım bağcıyla iyi bi kavga etmek istiyor diyorsan. Buyur meydan senin. Kavga etmeye adam arıyorsan evinde var işte. Yok mutlu olmaya adam arıyorsan o da aynı adam. Seçim senin. İlişki yürütmek ve bu ilişkiden mutluluk elde etmek sadece duygularla ortaya çıkan bir sonuç değil. Duyguların kadar aklını da kullanman ve elde etmek istediğin sonuca göre hareket etme becerisini gösterebilmen gerekiyor.”

Not: Elbette yukarıda yazdığım tüm akılcı yaklaşım (başka yöntemlerle) erkekler içinde geçerli.

Sema Deniz
Öğretmen Anne