‘‘Kendisini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnızca kölelerdir“. Voltaire

Bir kişinin bir başkasına ait olmasıdır. Kula kulluğu getirmektedir. Alınıp satılabilen insan demektir.

Hizmet edilen kişi; efendi, sahip.Köle; yabancı dilde kelime anlamı “slave” anlamında kullanılmaktadır. Hizmet eden kişi köledir.

İnsanın şuursuzlaşması ve kollektif çökme halidir. Kitleye boyun eğmeyi getirmektedir. Niteliksiz olma özelliğini taşımaktadır. “Her ne istersen  veririm, yeter ki  yaşamımı bağışla!” demeyi getirmektedir.

Kölelik; tüketinceye kadar hizmet edeni tamamlayınca bir kenara atılabilmektir… Kölelik tarih boyunca yaşanılan çağa, coğrafyaya, duruma , ihtiyaçlara göre  şekillenmiştir. Insan medeniyeti kadar eski ve hatta toplumsal kabul görmüş bir olgudur..

Köleliğin insani ve ahlaki olmadığı ilk olarak Aydınlanma Çağı’nda anlaşılmaya başlanmıştır.

Kölelik  bir mülk olarak,  dışsal bakımdan yarı-insan yarı-hayvan bir varlık olarak da  kategorize edilmiştir.Kölelik devam etmektedir. Sadece biçim değiştirmiştir.

Söz hakkı bulunmamaktadır. İtiraz edememektir.Yarımlığı zayıflığı sunmaktadır. Efendisinin elini tutarak ayağa kalkmayı getirmektedir.

Hürriyeti sahibinin azat etmesine bağlıdır. Güce boyun eğişin adıdır. Rıza ve şükür telkiniyle beraber kölelik içselleşmektedir.

Oysa, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin 4. maddesi ile kölelik . “Madde 4 – Hiç kimse, kölelik ya da kulluk altında tutulamaz” denmektedir.

Ancak günümüz dünyasında kölelik tarzı zorla çalıştırma biçimleri ne yazık ki varlığını sürdürmektedir.

Bugünkü kölelilik ile iki yüz önceki kölelik arasında sömürü ilişkisi açısından hiç bir fark bulunmamaktadır.

Her ikisinde de insan iktisadi olmayan bir zora tabi tutulmaktadır. Şiddet, tehdit, işkence gibi yollar kullanılarak çalıştırılarak emeğine el konulmaktadır.

Gönüllü kölelik, biat, kişiliksizleştirmedir. İnsanın  “gönüllü köleliği”, toplumun “sessiz itaat”e teslim olmasıdır. Ayrıca kayıt dışını da unutmamak gerekmektedir.

Örgütlenmiş cehalet, günümüzün köleliğidir. İnsana “başka çare yok ki” dedirtmektir.Yurttaş olamamak  köle olmakdır.

Eski medeniyetlerdeki köleliğin modern versiyonu günümüzde de devam etmekte Asgari ücret karşılığında çalışanlar biraz sesini yükselttiğinde, “İşin var ya, daha ne istiyorsun? Neden şükretmiyorsun? İşsiz yüz binlerce insanı görmüyor musun?” sözleri ile susturulmak istenebilmektedir,“işsiz kalabilirsin” tehditleri ile  sindirilme yoluna gidilebilemektedir.

Kendini hükümran olarak görenlere teslim olmaktır. İktidar sahiplerinin gücüne tapmayı getirmektedir. Özgür insan olamamaktır.

“Bir kimsenin düşüncesini açıklayamaması köleliktir.” –Euripides-  Kölelik düzeni insanlığın en kara sayfasıdır.

Korku üreterek, korku satarak, uzun saatler, kötü koşullar, sağlıksız ortamlar, şiddet dolu ilişkiler kural haline gelmektedir.

İş güvencesinin ortadan kalkmasıdır. Kıdem tazminatının filli olarak yok edilmesidir. Kural dışı, güvencesiz ve esnek çalışma biçimlerinin kural  haline gelmesidir.

Esnek çalışma modeli demek; 1-Örgütsüz çalışmaktır.  2-Taşeronlaşma demektir 3-Kıdem tazminatını kaldırmayı getirmektedir.

Kölelik sistemi insanlık suçudur. Köle çalıştırmak insan onurunu zedelemektedir. Anamalcı sistem ilkel kölelikten feyz almakla kalmamaktadır. Bizzat köleleştirmektedir.

Anamalcı sistemin verimlilik arttırma ve iş gücü denetleme yöntemlerinin bir çoğu kölelik dönemiyle aynıdır.

Modern köleliğin en sık rastlanan biçimi borç esaretidir. Köylerden, şehirde iş bulma vaadiyle toplanan gençlerin, önce yol, sonra barınma masrafıyla iş verene borçlanmasıdır.

“Son model arabam olsun, evim olsun, yazlığım kışlığım, havalı giysilerim olsun” dedikçe kendi nefsimizin de kölesi olmaya, nefsimizin kölesi oldukça da sistemin kölesi olmaya davet çıkartmayı getirmektedir.

İnsana çağlar boyunca “birileri”nden olmaksızın yaşama hakkı tanınmadı, insanca yaşama hakkı aslında toplumca yaşama hakkından ibarettir.

İnsanı özgürleştiren aklıdır: her ne pahasına olursa olsun yargıyı elinde bulundurma ve eleştirme gücüdür ve İnsanı özgürleştiren ve özgürleştirecek olan üretim araçlarını elinde tutmaktır.

Hayat seninse, teslim olmadan yaşam mümkündür. Dik durmak köleliğe karşı çıkmaktır önemli olan.  Sophokles’ in  dediği gibi “Vücudum köle olsa da düşüncelerim özgürdür.”

İnsan olmak, insan olduğunun bilincine sahip olmaktan geçmektedir. Spartaküs’ün özgürlük düşü birgün mutlaka  gerçek olacaktır.

Bin selam, zincirlerini öpmeden, onlardan kurtulmak için mücadele edenlere ve gerçekten özgürleşmek isteyenlere!…

Özgür Karakaya
ozgur694@hotmail.com