Hocanın bir gün subaşıya işi düşer. Adam haraç ve rüşvet yiyen birisidir. Hoca fakir, ne yapsın. Bir çömleğe toprak doldurur ve üstüne bal sıvar. Gitmiş işini görmüş, ilamını almış, memnun. Ertesi gün kapısında bir adam bitmiş:

– “Hoca demiş, subaşı ilamda bir kusur etmiş. Geri istiyor…”

Hoca yutar mı:

– “Kusura bakmasın evlat”, demiş. “Kusur ilamda değil çömlek

Subaşı: Osmanlı döneminde, kapıkulu süvarileri arasından seçilerek savaş zamanı güvenlik işlerine bakmakla, barış zamanı da vergi toplamakla görevlendirilen kimseye denir.

GENÇLİĞİN SIRRI

Bir röportaj esnasında gazeteci sorar:

-Bu kadar uzun süre yaşamayı bu yaşta böyle sağlıklı ve dinç kalmayı, her şeye rağmen hayata gülümseyen gözlerle bakabilmeyi neye borçlusunuz acaba?

102 yaşına girmiş olan adam bu soruya şöyle yanıt verir:

-Her gün erkenden yatağımdan kalkar pencerenin önüne gidip bir iki dakika dışarıyı seyrederim. Hava ister güneşli, ister yağmurlu, ister soğuk, ister sıcak olsun kendi kendime şunları söylerim:

“Bu, tam benim istediğim gibi muhteşem bir gün”