Peygamber Efendimiz, Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış.

Ve seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza koymuş. Siyah beyaz bir Habeş kedisiymiş Müezza.

Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Müezza’nın soyundan geldiği kabul edilir. Müezza, muhtemelen bir sokak kedisiydi ve Mekke’nin sıcak kavurucu çöl sokaklarından Peygamber Efendimiz’in ilgisi ile kurtulmuştu.

Peygamber Efendimiz, kedisi Müezza’yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Peygamber Efendimiz’in giysisinin ucunda uyuya kalmış. Her kedi dostu gibi uyuyan bu güzelliğe kıyamayan Peygamber Efendimiz, Müezza’yı uyandırmaktansa giysisinin ucunu usulca keserek kalkmayı tercih etmiş.

Peygamber Efendimiz, kedisi Müezza içtikten sonra kapta kalan su ile abdest alacakken Sahabe-i Kiram Ebu Nuaym “Ya Resul o sudan kedi içti” deyince, Resulullah “Onlar en temiz ağıza sahiptirler.” buyurmuş ve abdest almıştır.

Daha sonra da sahabeden Kâb kızı Kebşe isimli bir hanım şöyle anlatıyor:

”Eshab-ı kiramdan kayınpederim Ebu Katade’nin abdest alması için bir kaba su koymuştum. Kedi gelip bu kaptan su içiverince Ebu Katâde biraz daha su içmesi için, kabı kedinin önüne uzattı.”

Benim kendisine hayretle baktığımı görünce, “Niye hayret ettin ey kardeşimin kızı, Resulullah efendimiz, “Kedi pis değildir, etrafınızda (evinizde) serbest dolaşsın buyurdu. Kendisi de abdest almıştı, ben de sünnet eylemekteyim.” dedi (Nakleden: İmam Malik, Muvatta, Taharet[2.13]-Diğer Kaynaklar: Ebu Davud, Taharet, 1/38; Tirmizî, Taharet, 1/69; Nesaî, Taharet, 1/54; İbn Mace.Taharet, 1/32, Ayrıca bkz. Şeybanî, 90).

Ebu Bekir Vasiti hazretleri anlatır:

Bir gece Peygamber efendimizi rüyamda gördüm. Bir senedir, o kadar çok sıkıntının tesirinde kaldığımı, çok zayıflayıp ayakta namaz kılamaz hâle geldiğimi arz ettim. Evimizdeki kedi yavrulamıştı.

Ben bu sıkıntı içinde düşünürken, bir köpeğin kedi yavrularından birisini yakalamaya çalıştığını gördüm. Bastonumu vurunca, kaçtı. Kedinin annesi gelip yavrusunu alıp gitti. Ondan sonra iyileştim; namazlarımı ayakta kılmaya başladım. O gece rüyamda yine Peygamber efendimizi gördüm. “İyi olmanın sebebi, bir kedinin senin için teşekkür etmesidir.” buyurdu.

Abdurrahman bin Sahr adlı bir sahabe (Ebu Hureyre) sokakta kalmış kedileri götürür onları yedirir severmiş. Resûl-ü Ekrem Peygamber Efendimiz’in bundan haberi yokmuş.
Sahabelerden biri bir gün Peygamber Efendimiz’e söylemiş:

“Pis kedileri toplayıp kulübesinde bakıyor!” demiş. Peygamber Efendimiz o anda bir şey söylememiş. Peygamber Efendimiz Ebu Hureyre’yi daha sonra sokakta görmüş, bu zât bir kedi yavrusu bulmuş.

Peygamber Efendimiz’e sahabenin söylediğini kendisi de bildiği için Resûl-ü Ekrem Peygamberimiz bir şey söyler diye, kediyi hemen hırkasının içine saklamış. Resûllah Peygamber Efendimiz kendisine, hırkanın altında ne sakladın demiş. Hırkayı açmış küçük bir kedi yavrusu. Peygamber Efendimiz yavruyu sevmiş, okşamış, ve o zâta: “Ebu Hureyre utanma, öğün. Sen kedi babasısın.” demiş.

O günden sonra Abdurrahman bin Sahr’a artık Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in hitap ettiği gibi “Ebu Hureyre (Kedi babası)” hitap edilir . (Buhari: 5, 811).

Bir gün bir sohbet esnasında Resûlullah efendimiz yanındakilere:

“Hubbül hırratı minel iman” Türkçesi:”Kediyi sevmek imandandır” buyurmuş. “Niçin?” diye sormuşlar. “Ebu Hureyre bilir” demiş başka bir şey söylememiştir.

Kendisi de bir kedi dostu olan ve Peygamberimizin hadislerini aktaran Ebu Hureyre, Peygamber Efendimiz’in kedilerin ticari alım satımını yasaklattığını söyler. Hatta Ebu Hureyre’nin aktardığı hadislerde “kedisini kapatıp aç bırakan bir kadının cehennemde çektiği cezadan.” bahsedilir.

Mesaj oldukça açıktır. Kedilere iyi muamele şarttır. Bu hadislerden dolayı çocukluğumuzda kedilerin canını acıtanlar için hep aynı şey söylenir dururdu. “Bir kediyi öldürürsen yedi cami yaptırman gerekir.”

İslamiyet’teki bu gizli kedi sevgisi sebebi ile İslam ülkelerinin sokakları kedilerle doludur. Ebu Hureyre kısa sürede İslam aleminin en önemli ve en güvenilir sahabelerinden birisi oldu. Peygamberimiz Peygamber Efendimiz kendisini çok seviyordu ve yanından ayırmıyordu.

Hazret-i Ebu Hüreyre, Peygamber efendimizin hep huzurunda ve yanında bulunduğu için, pek çok hadis-i şerif işitip rivayet etmiştir. Gece gündüz Peygamber efendimizin yanından ayrılmaz, ondan duyduğu hadisleri öğrenmeye çalışırdı.

Bir gün namaz kılarken bir yılan Peygamber Efendimiz’e arkasından yaklaşmış ve Peygamber Efendimiz’i sokmaya kalkışmış. İşte tam o sıra oralardan geçen bir adam Peygamber Efendimiz’in zor anına yetişip kedisini yılanın üzerine salmış.

Ve bilindiği üzere yılanın amansız düşmanı olan kedi, yılanı boğmuş. Yılanın zehirli ısırığından kedi sayesinde kurtulan Peygamber Efendimiz kedinin sırtını okşamış.

O günden beridir de kediler sırt üstü yere düşmezlermiş. Bazı alimler kedilerin çıkardığı mırmırların “Ya (Er) Rahim, Ya (Er) Rahim” şeklinde bir dua olduğunu, kedilerin bu şekilde şükredip, zikrettiklerini söylemektedirler.