Hoca bir iş için Sivrihisar’a gitmiş. İşi epeyce uzamış. Bu sırada parası pulu da bitmiş. Gidip karnını doyuracak bir kimseyi de tanımıyormuş.Midesi açlıktan kazınmaya başlamış. O sırada bir fırının önünden geçiyormuş. Bakmış ki, nar gibi kızarmış somunlar! Taze taze tezgâhın üstünde.

Açlıktan gözleri kararan Hoca yutkundukça yutkunmuş. Bir müddet somunlara bakmış. Sonra tezgâh sokulmuş. Tezgâhın başında oturan ekmekçiye sormuş:

“- Kuzum efendi,” demiş, “Bu ekmeklerin hepsi senin mi?”

Ekmekçi gayet doğal bir şekilde:” Evet, benimdir.” demiş.

Hoca heyecanla tekrar sormuş: Gerçekten bunların, bu sıcak ekmeklerin hepsi senin mi?”

Adam, Hoca’ya çıkışarak:”Ne bu kadar zorlayıp duruyorsun be adam!” demiş. “Bu ekmeklerin hepsi benimdir, dedim ya!..”

Hoca kızarmış ekmeklere son bir kez bakıp:

”- Öyle ise ne bakıp duruyorsun? Yesene!..” demiş.