Herhangi bir işle meşgulken birden kolumuz, bacağımız ya da sırtımız tatlı tatlı kaşınmaya başlar. Kimi zaman bir dış etken yüzünden kaşınırken kimi zaman da sırf keyif almak için kaşındığımız olur. Peki, hiç merak ettiniz mi neden kaşınırız?

Kaşıntıya sebep olan gerçekten çok şey var gibi görünüyor. Sivilceler, yaralar, parazitler, alerji, bakteri, mantar ya da virüs kökenli enfeksiyonlar ki bu enfeksiyonlara, AIDS ve suçiçeği gibi yakından tanıdığımız birçok hastalık dâhil… Örneğin bahar aylarında burnunuzda dayanılmaz kaşıntılar varsa bunun sebebi büyük olasılıkla alerjiktir. Kimi ilaçlar veya ilaçlarda bulunan koruyucu, renklendirici maddeler yan etki olarak kaşınmaya sebep olabiliyor.

Kaşıntının nasıl oluştuğuna, yani mekanizmasına gelince… Ne yazık ki bu sorunun cevabı henüz tam olarak bulunabilmiş değildir. Nörofizyologlar, bacağa konan bir sinek gibi herhangi bir dış etkenin, derinin üst ve alt tabakalarında bulunan bazı reseptörleri harekete geçirdiğini bilir. Bu reseptörler, özlelleşmiş sinir telleri olan “C telleri” aracılığıyla önce omuriliğe, oradan da beyin kabuğuna sinyaller gönderir. Bunun sonucunda bacağımızdaki sineği fark eder ve beyin kanuğunun elimize gönderdiği emirle sineği bacağımızdan kovalarız. Fakat ne kadar uyarı gelirse gelsin, bacağımıza konmuş olan sineği fark etmediğimiz de olur. Bunun sebebi o anda ilgimizi başka bir şeye yöneltmiş olmamızdır.

Bu yüzden, gün boyunca hissetmediğimiz bir kaşıntı, gece yatağa girip uyumaya çalışırken bizim için dayanılmaz bir hâl alabilir.

Peki, kaşıntı hissi nasıl oluşuyor? C telleri, sinir iletimini düzenlemede görevli kimyasallar olan nörotransmiterler salgılamaya başlar. Bu maddelerden en önemlisi “P maddesi” adı verilen ve kan damarlarını genişletip, mast hücrelerini dolaylı yoldan etkinleştiren bir maddedir. Mast hücreleri de derideki şişlik ve kızarıklığa sebep olan “histamin”i salgılar. Bazı alerjik maddeler, mast hücrelerini doğrudan uyararak histamin salgısına sebep olurlar. Histamin de o bölgede kaşıntı hissine sebep olur.