Genç bir bankacı, ilk defa bir terziye takım elbise diktirmeye karar verir. Şehirdeki en iyi terziye gider ve ölçülerini aldırır. Bir hafta sonra ilk prova için gittiğinde, elbiseyi giyer ve çok beğenir.

– Bu elbise ile iyi iş yaparım” diye düşünür. Ayna önünde daha dikkatli inceleme yaparken, ellerini ceplerine götürür, ancak cepler yerinde değildir. Hemen terziye şikayet eder. Terzi sorar:

– “Bana bankacıyım demediniz mi?” Genç adam cevap verir:

– “Evet, öyleyim.” Terzi karşılık verir:

– “Siz, hiç elleri kendi ceplerinde olan bir bankacı gördünüz mü?”

İkram

Adamın biri yabancı şehirde, bir evin kapısını çalarak şu ricada bulunur: – Pek susadım, buralarda su bulamadım, lütfen bana bir bardak su verir misiniz? Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak, kısa bir tereddütten sonra :

– İstersen ayran getireyim, der. Adam bu teklifi teşekkürle kabul ettikten az sonra, çocuk bir çanak ayran getirir. Adam ayranı içtikten sonra çocuk:

– İstersen daha getireyim, der.

– Zahmet olmasın yavrum…

– Hayır, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik! Bunun üzerine, adam iğrenerek elindeki ayran çanağını hiddetle yere etıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır:

– Anne, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı!