Yarım Simit Hikayesi

Simit fırınım var. Ustalarım çok da güzel yapar. Elimde çay, kapıda keyif yapıyorum. İşler yolunda, çok şükür binlerce satıyorum. Okul çıkışı küçük bir öğrenci geldi. Kapıda bekledi.

Camdaki yazılara bakıp bir iç çekti. Sonra ne baktın deyince, abi dedi. İçeridekiler bir liralık simit verir mi? Olmaz dedim. Bak yazıyor simit 1,75 TL. Tamam hayırlı işler deyip giderken, gel gel dedim.

Neden yarım simit istedin? Annem her gün bir lira veriyor. Bende biriktirip iki günde bir simit alıyorum. Ama bugün sordum işte. Bak dedim bugün benim çocuğumun doğum günü. Ama o şimdi biraz uzaklarda.

Gelemeyecek, onun yerine seninle içeride simit çay içsek? Oturduk. Adı Ali. Babasını sordum hiç bilmiyor ki. Ayakkabılarına baktım, ne kadar zor durumdalar anladım. Biz esnafız. Kim dilenci, kim muhtaç anlarız.

Eşimi aradım. Gel dedim doğum günü kutlayalım. Önce gidip bir bakalım. Gittik beraber. Zemin kat bir ev, üstü başı emanet giyinmiş bir anne. Günlük temizliğe gidiyor ama aklı hep evde. Ne abla var, ne baba yok ki bırakacak kimse.

Buzdolabına bakmak için izin aldım. Kendi evimdeki çöp kutusuna attıklarıma utandım. Abla neden 1 TL veriyorsun ki, simit bile gelmez biliyorsun değil mi? Bilmem mi abi dedi. Ama hiç vermesem boynunu büküyor.

Az da olsa cebinde olunca evden farklı çıkıyor. Zaten yarım gün okul, evdeysem gelince yiyiyor. İşteysem de kapıda beni bekliyor. Artık kardeş ailemiz oldu.

Kantinci abla ile de konuştuk. Okul masraflarını da ceplerine koyduk. Faturalarını aldım otomatik ödemeye, abla biraz rahat etsin diye. Güzel bir doğum günü oldu, eşimde oğlumun yerine onu kokladı durdu. Uzaklarda bizim oğlumuz.

Meydan Mahallesinde Musalla Mezarlığın , En aşağıda. Duvar yanında. Doğum günü kutlayamayacak asla…