İstanbul’da oturan Rum asıllı Yorgo Nikolav, kekeme olan oğlu Peter’in tedavisi için elinden gelen her şeyi yapar ama çare bulamaz.

Tek umudu oğlunun evlenmesidir.

Uygun eş bulunur.

Düğün yemekleri pişirilir ve gerekli hazırlıklar yapılır.

O esnada evin kapısı tıklatılır.

Kapıdaki, karşı komşuları Hatice Hanım’dır.

Bir sene önce trafik kazasında kocası ölmüş ve iki çocuğu ile dul kalmıştır.

Davetliler arasında onun adı yoktur.

Ateş istemeye gelmiştir.

Kendisine bir kürek dolusu ateş verirler.

Bu arada misafirler de gelmeye başlamıştır.

Fakat, Hatice Hanım yine gelmiş ve yine ateş istemiş, kendisine yine ateş verilmiştir.

Bütün davetliler geldikten sonra komşu kadın elindeki küreği ile çekine çekine tekrar ateş istemeye gelince, Yorgo, bu işte bir iş var deyip hadisenin sırrını anlamak için peşinden, avlunun arka kapısından gizlice Hatice Hanım’ın evine doğru yürür, açık pencereden gelen seslerle irkilir.

Ağlaşan çocuklar, açlıklarını ve dertlerini dile getirmekte, Hatice Hanım: “Artık bir daha gidemem. Ne yapayım beni anlamadılar. Biraz daha sabredin. Yarın Kurban Bayramı nasıl olsa Müslüman komşularımız et getirirler.” demektedir.

Yorgo, hemen eve dönüp hizmetçiyi yanına alarak, yemeklerle dolu tepsiyle Hatice Hanım’ın evine gider:

“Kusura bakmayın size davetiye verememişiz, şunları kabul edin.” der ve bir miktar da para verip; “Yarın sizin bayramınız. Çocuklara bir şeyler alırsınız.” der.

Yorgo gittikten sonra bu dul kadın ve yetimler: “Allah’ım Sen de onu sevindir. Rabbim onun oğluna iyilikler ver.” diye içten bir dua ederler.

O gece Yorgo bir rüya görür.

Kazanları kurduğu ocaklar gül bahçesine dönmüştür.

Onlara doğru yürür.

O anda ak saçlı, uzun boylu, ak yüzlü bir ihtiyar güllerin yanında belirir.

Uzattığı beyaz gül, Yorgo’ya güler.

Gülü aldığı an, Yorgo yıldızlara doğru uçar.

Rüyasını kimseye anlatmaz.

Aradan yirmi gün geçer.

Yorgo’nun evine Kayseri’den Hacı Ahmet Efendi gelir ve başından geçenleri şöyle anlatır: “Bu sene Hac’da idim.

Bayramdan bir gün önce Arafat’taki vakfe duasından sonra yorgunluğun ve sıcağın tesiriyle uyumuşum. Rüyamda Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâmı gördüm.

Bana sizin adınızı ve adresinizi verdi.

Sonra ‘Git ona benden selam söyle.’ dedi.

Bu selamın bir manası olmalı.

Sen o günlerde Allah’ın rızasını kazanacak ne gibi bir hayır işledin?”

Yorgo bunları dinledikten sonra, oğlunun kekemeliğinin iyileşmesine sebep olan esas sırrı da kavrar, ve kelime-i şahâdet getirerek müslüman olur.

Hepinizin Kurban Bayramı mübarek olsun.